Antienfektifler

Antienfektifler
Hastalıklara neden olan mikroorganizmalar insan vücuduna bir şekilde girip farklı hastalıklara, özellikle de enfeksiyonlara neden olmaktadır. 20. yüzyıldan önce enfeksiyonların tedavisinde her kültür farklı bitkileri, bitki özlerini ve küf mantarlarını kullanmaktaydı. Kullanılan farklı tedavi biçimleri hem standart olmamaları hem de enfeksiyonlar ve bunlara neden olan mikroorganizmalarla ilgili bilgi azlığından dolayı istenen etkiye sahip olamıyorlardı. Antienfektif kavramı ile antibiyotik kavramı birbirine karıştırılmamalıdır. Antienfektif tanım olarak herhangi bir mikroorganizmanın neden olduğu hastalığı tedavi amaçlı kullanılan bütün ilaçları kapsamaktadır. Antibiyotikler ise bakterilerin ve bazı mantarların neden oldukları enfeksiyonları (yaşamı tehdit eden bulaşıcı hastalıkları) tedavi etmekte kullanılan ilaçlardır. Antibiyotik ve antibakteriyel kelimeleri günümüzde eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Bu yazımızda hem antienfektifler hakkında genel bir bilgilendirme yapmayı hem de 1940’lardan bu yana yaygın olarak kullanılan ve ortalama yaşam süresinin artmasında çok önemli payı olan antibiyotiklere ilgili genel bilgileri, tarihi süreci sizlerle paylaşmak ve antibiyotikler hakkında farkındalığı arttırmayı amaçlıyoruz.

Antibiyotiklerle ilgili ilk çalışmalar 19. yüzyılın sonlarında Avrupalı bilim insanları tarafından yapılmıştır. İlk antibiyotik içeren kimyasal tedavi yöntemi gene aynı dönemlerde Alman bilim insanı Paul Ehrlich tarafından Salvarsan adlı sentetik madde kullanılarak uygulanmıştır. İlk doğal antibiyotik olan Penisilin 1928’de Alexander Fleming tarafından bulunmuş ancak molekülün antibakteriyel etkileri araştırılmamıştır. Penisilinin çekirdek yapısı aşağıda verilmektedir. Bu yapıdaki ‘R’ grubu penisilin türevi antibiyotikler için değişkenlik gösterir. Fleming’in keşfettiği penisilinin ticari olarak kullanımını Alman bilim insanları 1932 yılında başarmış ve bu çalışmaları için 1939’da tıp alanında Nobel ödülü kazanmışlardır. Ancak antibiyotiklerin çağının başlangıcı sülfonamid sınıfı ilaçların bulunmasıyla olmuştur. Bu ilaçlar İkinci Dünya Savaşı’nda özellikle cephelerdeki askerlerin tedavisinde yüksek başarı oranları ile kullanılmışlardır.



Antienfektifler kullanılarak bakterilerin, mantarların, parazitlerin ve virüslerin neden oldukları hastalıklar tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle antienfektifler kullanım amaçlarına göre aşağıdaki başlıklarda kategorize edilmiştir. Her bir ana kategorinin kendi içinde farklı etki mekanizmalarına göre alt sınıflandırması da yapılabilir.

• Antiseptikler ve Dezenfektanlar,
• Sistemik Antibakteriyaller,
• Antimikobakteriyeller,
• Antifungaller,
• Antiviraller.

Antiseptikler ve Dezenfektanlar
Antiseptikler ve dezenfektanlar, mikropları temas etmeleri halinde öldüren maddelere verilen genel isimdir. Bu maddeler sadece lokal olarak uygulanırlar ve tedavi amaçlı olmayıp enfeksiyonun önlenmesi amacıyla kullanılırlar. Örnek olarak, Benzalkonyum Klorür, Klorheksidin Glukonat ve İyodin verilebilir.

Sistemik Antibakteriyaller
Sistemik antibakteriyeller ya bakterileri öldürmekte ya da çoğalmalarını durdurmaktadır. Etki mekanizmalarına göre 5 ana grupta değerlendirilebilirler:
1. Bakteri hücre duvarı sentezini inhibe edenler (Penisilinler, Sefalosporinler, Karbapenemler ve Vankomisin)
2. Bakterilerin sitoplazmik membranlarına zarar verenler (Polimiksinler)
3. Bakterilerin nükleik asit sentezi veya metabolizmasını etkileyenler (Kinolonlar, Rifampin ve Nitrofurantoin)
4. Bakterilerin protein sentezini inhibe edenler (Aminoglikositler,Tetrasiklinler, Kloramfenikol ve Makrolidler
5. Bakterilerin Folat sentezin inhibe eden veya enerji metabolizmalarını etkileyenler (Sülfonamidler ve Trimetoprim)

Sülfonamidler ve Trimetoprim, bakterilerin folik asit sentezini inhibe ederek ölmelerine neden olurlar. Ancak Sülfonamidler ilk kullanılan antimikrobiyal maddeler oldukları için günümüzde pek çok bakteride etkili olamamaktadırlar. Buna ilaveten önemli yan etkileri ve daha etkili maddelerin mevcut olması nedeniyle tercih edilmemektedirler.

Antimikobakteriyaller
Hastalığa neden olan mikroorganizmaların çoğalmalarını yavaşlatmaları nedeniyle tüberküloz, Mycobacterium avium ve cüzzam tedavilerinde kullanılan ilaçlar birlikte değerlendirilebilirler. Bu ilaçların terapötik problemleri, ilaç toksisitesi, mikrobiyal direnç gelişimi ve hasta uyuncu, ve uzun süreli bir tedavide uygulanmaları da benzerdir.

Antifungaller
Günümüzde insanlar, daha sık ameliyat olma, geniş spektrumlu antimikrobiyallerin yaygın kullanımı, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavilerin kullanımı vb nedenlerle fungal (mantar) kökenli enfeksiyonlara giderek daha fazla maruz kalmaktadırlar. Kullanılan antifungaller uygulama yöntemlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir;

Sistemik Mikozlar için Kullanılan İlaçlar:
Oral ve/veya damar yoluyla uygulanabilen bu ilaçlara örnek olarak Oksikonazol, Flukonazol, Ketokonazol ve İtrakonazol verilebilir.
Cilt Mikozları için Oral Yolla Kullanılan İlaçlar:
Terbinafin ve Griseofulvin bu tür ilaçlardandır.
Cilt Mikozları için Topikal Yolla Kullanılan İlaçlar:
Mikonazol, Siklopiroks, Terbinafine, Klotrimazol ve Tolnaftat bu tür ilaçlardandır.



Antiviraller
Hastalıkların ve ölümlerin büyük bir kısmı virüs kaynaklı enfeksiyonlardan kaynaklanmasına rağmen bu alanda tedavide kullanılabilecek ilaçların sayısı ne yazık ki sınırlıdır. Ancak AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün tedavisinin bulunması amacıyla yürütülen çalışmalarda elde edilen bilgilerle bu alanda önümüzdeki yıllarda yeni ilaçların tedaviye sunulması beklenmektedir. Virüsler tek başlarına çoğalamadıkları için konaklamaları gereken bir hücreye ve bu hücrenin nükleik asitlerine (DNA ve RNA) ihtiyaç duyarlar. Viral enfeksiyonların tedavisinde de bu gerçekten hareket edilerek tedavi amaçlanmaktadır. Farklı mekanizmalarla virüslerin konak hücreyi ve bu hücrenin DNA ve RNA’sını kullanması önlenebilir.

• Hassas konak hücreye emilim ve/veya penetrasyon yoluyla,
• Viral nükleik asidin koruyucu kılıfının etkisiz hale getirilmesi yoluyla,
• Nükleik asit sentezinde etkili erken basamak proteinlerin sentezinin baskılanmasıyla,
• RNA veya DNA sentezinin baskılanmasıyla,
• Yapısal proteinlerin sentezinin baskılanmasıyla vb.Viral enfeksiyonların tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Çünkü virüsler hastalık belirtileri görülmeden çok önce de çoğalmaya ve yayılmaya başlamış olabilirler. Tedavide kullanılan antiviral ilaçlar, etki mekanizmaları ve örnekler aşağıda verilmektedir.

Nükleik Asit Sentezi İnhibitörleri
Virüslerin konak hücrenin DNA veya RNA’sını kullanarak
çoğalmalarını engelleyen ilaçlardır. Oral yoldan, topikal olarak veya damar yoluyla uygulanabilirler. Asiklovir, Famsiklovir, Valasiklovir, Foskarnet ve İdoksirudin örnek olarak
verilebilir.

AIDS Tedavisinde Kullanılan HIV Virüsüne Spesifik İlaçlar
HIV virüsünün konak hücrenin RNA’sını kullanarak kendi DNA’sını üretmesini inhibe eden ilaçlarının yanı sıra bu ilaçlarla kombine kullanılan ilaçlarda bu kategoride değerlendirilebilir. Kombine ilaç tedavisine amaç hem sinerjik etki yaratmak hem de virüslerin direnç kazanmalarını engellemektir. AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlara örnek olarak Lamivudin Zidovudin, Nevirapin, Ritonavir, Sakunavir verilebilir.

Viral Hepatit Tedavisinde Kullanılan İlaçlar
Viral hepatit tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığa neden olan virüsün çoğalmasını inhibe etmektedirler. Böylelikle hastanın bağışıklık sistemi virüsle daha kolay başa çıkabilir hale gelmektedir. Bu ilaçlara örnek olarak Tenofovir ve Entekavir verilebilir.Ayrıca hepatit tedavisinde İnterferon alfa, İnterferon alfa 2-a, İnterferon 2-b ve Peginterferon alfa 2-a ve Peginterferon alfa 2-b gibi biyoteknoloji ürünleri tek başlarına veya başka bir antiviral ile birlikte kullanılmaktadır.

Grip Tedavisinde Kullanılan Antiviraller
Gribe neden olan pek çok farklı türde virüs mevcuttur. Bütün virüslere karşı aynı derecede etkin olan bir ilaç bulunmamaktadır.Ancak bu tedavide kullanılan ilaçlara örnek olarak Oseltamivir, Amantadin ve Zanamivir verilebilir. Özet olarak, antienfektif kavramı tıp ve eczacılık literatüründe çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Antibiyotikler bu alanın sadece kısıtlı bir kısmını teşkil etmektedirler. Bu nedenle amacına uygun kullanıldığında hayat kurtaran antibiyotikleri kullanırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir. Antibiyotikler sadece bakterilerin neden oldukları enfeksiyonların tedavisinde etkili ilaçlardır ve bu yolla hem hastanın tedavisini hem de hastalığın yayılmamasını sağlarlar. Antibiyotikler virüs kaynaklı hastalıkların (Soğuk Algınlığı, Grip, Boğaz Ağrısı vb.) tedavisinde kullanılmamalıdır. Ayrıca antibiyotik kullanımında dikkat edilmesi gereken başka önemli bir husus da tedavinin tam olarak zamanında alınmasıdır. Hastalar genellikle kendilerini iyi hissetmeye başladıkları anda tedavi yarım bırakılmaktadır. Bu ise hastalığın tam olarak iyileşmemesine neden olmakta ve hatta bakterilerin direnç kazanmalarına sebep olmaktadır. Ayrıca, enfeksiyonların tedavisinden önce bunlara neden olabilecek mikroorganizmaların vücudumuza girmesini engelleyebiliriz. Bu amaçla kişisel hijyene özellikle önem vermemiz gerekir.

Kaynaklar:
1. Remington The Science and Practice of Pharmacy, 20. Baskı, Alfonso R Gennaro
2. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi Resmi İnternet Sitesi www.fda.gov
3. Amerikan Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü Resmi İnternet Sitesi http://www.niaid.nih.gov/Pages/default.aspx
4. RxMeidaPharma®İnteraktif İlaç Bilgi Kaynağı 2011
5. Dünya Sağlık Örgütü Resmi İnternet Sitesi www.who.int
6. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Resmi İnternet Sitesi http://www.cdc.gov
7. Amerikan Ulusal Tıp Kütüphanesi ve Ulusal Sağlık Enstitüsü hizmeti olan MedlinePlus Resmi İnternet Sitesi http://www.nlm.nih.gov/medlineplus

Dr. Fikret KOÇ
Ar-Ge ve İş Geliştirme Grup Müdürü
DEVA Holding

Ramazan SİVASLIGİL
Ar-Ge ve İş Geliştirme Grup Müdürü
DEVA Holding