Endüstride Çevresel Performans İyileştirme Uygulamaları

Endüstride Çevresel Performans İyileştirme Uygulamaları


Yrd. Doç. Dr. / Assist. Prof. Dr. Hatice Yüksel - Çevre Mühendisliği Bölümü - Hacettepe Universitesi

Giriş

1990’lardan bu yana küresel bazda işletmelerin çevre politikalarında ciddi değişimler yaşanmıştır. 1990’lardan önce politikada yönetmeliklere uyum ön planda iken 1990’lardan sonra yönetmeliklere uyumun yanı sıra, kirlilik önleme (etkinin azaltılması ve kaynak verimliliğinin artırılması) ve ürüne sahip çıkma (yaşam döngüsü etkilerin azaltılması, daha şeffaf ve sorumluluk sahibi üretim) politikaları benimsenmiştir. Gelecekte ise temiz teknoloji (yeni iş yetenekleri geliştirme, yenilikçi rekabet/teknoloji geliştirme) ve sosyal sorumluluk (ekoetkinlik, işletme yakın bölgesindeki fakirliğin azaltılması ve sosyo ekonomik eşitliğin sağlanması gibi sorunlarına çözüm üretme) beklentilerinin artması işletmelerin daha geniş kapsamlı çevre politikaları geliştirmelerini ve uygulamalarını sağlayacaktır. Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim (STÜ) sürdürülebilirliğe ulaşma uygulamalarının önemli alt başlıklarından biridir. Sürdürülebilir Tüketim ve Üretim (STÜ)’in teşviki ile ilgili en önemli uluslar arası süreç Marakeş sürecidir. Marakeş süreci 2002 yılında Johannesburg, Güney Afrika’da düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde kabul edilen Uygulama Planı’nın aksiyonlarından biri olarak kabul edilmesiyle başlamıştır. Johannesburg Uygulama Planı’nda STÜ’nün hızlandırılması için gerekli bölgesel ve ulusal faaliyetler için 10 yıllık bir çerçeve programı oluşturulması gerektiği kararlaştırılmıştır. İşletmelerin çevre politikalarının değişiminde uluslararası, bölgesel ve ulusal politikaların ve farklı yasal araçların değişiminin yanı sıra işletmelerin gönüllülük esasına dayalı bazı uygulamaların benimsenmesine yol açan çeşitli piyasa unsurları da tetikleyici unsurlar olarak önemli rol oynamıştır. Bu piyasa unsurlarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

• Çevre Yönetimi Sistemleri Standartları (ISO 14001 ve EMAS)

• GRI Küresel Raporlama Girişimi

• BM Küresel Pusula

• Sürdürülebilirlik Puanlama ve Derecelendirme Endeksleri

• Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi

• FTSE4 Good Endeksi

• Ethibel ve Innovest Stratejik Değer Danışmanı

• Ekoetiketleme

• BM Çevre Programı Finans İnsiyatifi Sorumlu Yatırım Prensipleri İşletmelerde Çevresel Performans İyileştirme Uygulamaları verimliliğin ve etkinliğin değerlendirilmesi için performans göstergelerinin ve ölçütlerinin seçilmesi ve raporlanması, endüstriyel sistemlerin çevresel performanslarının doğanın ve doğa bilimlerinin kılavuzluğunda iyileştirilmesi (endüstriyel ekoloji), yaşam döngüsü değerlendirme (çevresel ürün bildirimi), çevreye duyarlı dizayn olmak üzere dört kategoride sınıflandırılabilir. Bu makale işletmelerin çevresel performans iyileştirme uygulamaları ile ilgili genel bilgi içermektedir.

Kaynak verimliliğinin ve etkinliğinin değerlendirilmesi için performans göstergelerinin ve ölçütlerinin seçilmesi ve raporlanması (ekoverimlilik ve ekoetkinlik) 1992 Sürdürülebilir Kalkınma Dünya İşadamları Konseyi Raporu’nda ekoverimlilik "İnsan ihtiyaçlarını karşılayan ve refaha ulaştıran ürün ve hizmetler sağlanırken; bu ürün ve hizmetlerin kaynak yoğunluğunun ve çevreye etkilerinin, yaşam döngüleri de göz önünde bulundurularak, kademeli olarak azaltılması” olarak tanımlanmıştır. Ekoverimlilik kısaca "daha az zararla daha fazla kazanç” (daha az çevreye zarara vurgu) ve "daha az madde ile daha fazla üretmek” (kaynak yoğunluğuna vurgu) olarak tanımlanmaktadır. Ekoverimlilik sürekli olarak iyileştirme ve iyileştirmenin çeşitli göstergeler kullanılarak izlenmesini ve raporlanmasını içerir.

Ekoverimlilik terimi literatürde soyutlama (decoupling) olarak da tanımlanmaktadır. Soyutlama birim ürün başına düşen kaynak kullanımının azaltılması ve/veya çevresel etkinin azaltılmasıdır. Kaynak soyutlama birim ürün başına düşen kaynak kullanımının azaltılması, etki soyutlama ise birim ürün başına çevresel etkinin azaltılmasıdır. Kaynak kullanımı veya çevresel etkinin artış hızının ekonomik büyüme hızından az olması durumunda kaynak verimliliğinde artış söz konusudur ancak bu göreceli soyutlamadır. Mutlak soyutlama kaynak verimliliği artış hızının ekonomik büyüme hızından daha fazla olduğu durumda gerçekleşir (UNEP, 2012).

Ekoverimlilik terimi 1990’larda popülerken 2000’lerle birlikte ekoetkinlik kavramına yerini bırakmıştır. Ekoverimlilik çevresel performansın kademeli iyileştirilmesi ve iyileştirmenin izlenmesi odaklıdır. Ekoetkinlik ise ekoverimliliği de kapsayan ancak daha radikal bir yaklaşımla ürün veya hizmetlerin düzeltici veya iyileştirici etkiler sağlayarak pozitif ayakizi yaratmaları ile ilgilidir. Ürünlerin "daha az zarar” yerine "daha fazla yarar” ve doğayla uyumunun ön planda tutulduğu bir yaklaşımdır. Bu pozitif etki doğrudan veya dolaylı olarak sağlanabilir. Örneğin doğrudan, farazi düşünülürse bir aracın hareket halinde iken çevresindeki havayı temizleyecek bir sistemle yeniden tasarımı ekoetkinlik kapsamındadır. Dolaylı olarak ise işletmelerin yakın çevresinin sürdürülebilirlik problemlerinde (sulama, bebek ölümleri, sosyoekonomik eşitlik gibi) daha yapıcı rol oynamaları ve yenilikçi yaklaşımlarla çözümler üretmeleri yine ekoetkinlik kapsamındadır.

İşletmelerin verimliliğinin izlenmesi için çeşitli göstergeler ve ölçütler geliştirilmiştir (Tablo 1). Gösterge verimlilik/etkinlik değişkenine verilen isim, ölçüt ise gösterge birimidir. Örneğin; enerji verimliliği için gösterge olarak enerji tüketimi kullanılabilir, ölçüt olarak ise kWsaat/yıl, kWsaat/ton üretim, yaşam boyu toplam enerji tüketimi/ürün sayısı kullanılabilir. İzleme için tekil göstergeler ve birleşik endeksler oluşturulabilir. Örnek tekil göstergeler Tablo 2’de yer almaktadır. Örnek bir birleşik indeks olarak Singh vd. (2007) demirçelik endüstrisi için geliştirdiği endeks verilebilir (Şekil 1). Ölçütler kaynak ölçütleri ve etki ölçütleri, nitelik ölçütleri ve nicelik ölçütleri, mutlak ölçütler ve göreceli ölçütler olarak sınıflandırılır. Kaynak ölçütleri kirleticilerin taşınım ve akıbetini ve son etkiyi (maruziyet ve dozyanıt değerlendirmelerini) göz önüne almadığı için dolaylı ölçütlerdir. Bununla birlikte kaynak ölçütlerini ölçmek ve kontrol etmek daha kolaydır. Uygulama ölçütleri temel ölçütlerle bağıntılı seçilir (Şekil 2). Ekoverimlilik göstergeleri çevresel ve ekonomik performansın bir arada değerlendirilmesini sağlayan ve kazançla doğru orantılı olan göstergelerdir. Ürünün çevreye yarattığı etki oranı sıklıkla kullanılan bir ekoverimlilik göstergesidir (Tablo 3).





Endüstriyel ekoloji (endüstriyel sistemlerin doğanın ve doğa bilimin kılavuzluğunda iyileştirilmesi)

Endüstriyel ekoloji, endüstriyel sistemlerin çevresel perfor­mansını iyileştirmek amacıyla yenilikçi fikirler ve metotlar geliş­tirmek için doğadan (doğal sistemlerin işleyişinden, dayanık­lılığından ve sürdürülebilirliğinden) esinlenmeyi, doğayı taklit etmeyi, doğanın ve doğabilimin yol göstericiliğine başvurma­yı savunan ve bunun yollarını araştıran bir uzmanlık alanıdır. Örneğin, endüstriyel ekoloji lineer endüstriyel sistem modelin­den doğada olduğu gibi kapalı döngü sistem modeline geçi­şin yollarını araştırır. Endüstriyel sistemleri doğadan ayrı değil, yerel ekosistemin bir parçası olarak düşünerek doğayla uyu­mun yollarını araştırır.

 

Literatürde farklı amaçlarla doğanın "örnek, ölçüt ve öğret­men” (Benyus 1997) olarak kabul edilmesi yeni değildir. An­cak bir endüstriyel dizayn alt dalı olan ve herhangi bir işlevi doğadan taklit edilmiş sistemler anlamına gelen biyoniks keli­mesinin 1960 yılında ilk kez kullanılmasıyla daha fazla ilgi gö­ren bir alan haline gelmiştir. Doğa ve doğabilim kılavuzluğun­da endüstriyel sistemlerin çevresel performanslarının iyileştir­mesi ile ilgili tartışmalar ise "endüstriyel ekosistem” teriminin ilk kez 1977 yılında Preston Cloud tarafından kullanılmasıyla başlamıştır. 1989 yılında R. Ayres’in "industrial metabolism” adlı makalesi ve R. Frosch ve N. Gallopoulos’un "Strategies for Manufacturing” adlı makalesi ile literatürde endüstriyel ekolo­ji popülerlik kazanmıştır. Ardından, 1991 yılında Ulusal Bilim­ler Akademisi Endüstriyel Ekoloji Tartışma Toplantısı düzenle­miş ve bir dizi yayın çıkarmıştır. Günümüzde endüstriyel park­ların kurulması ve endüstriyel simbiyoz olanaklarının araştırıl­ması yaygın uygulamalar haline gelmiştir.

 

Çevreye Duyarlı Tasarım

Çevreye Duyarlı Tasarım (ÇDT) ekolojik kriterleri göz önünde bulunduran tasarımdır. Çevre için tasarım özellikleri üretim, performans, dayanıklılık, maliyet gibi diğer tasarım özellikle­riyle çelişmemelidir. ÇDT için yalnızca dizayn stratejilerinin, pu­antaj matrikslerinin ve mevcut kılavuzların kullanıldığı uygula­malar olduğu gibi özel modellerin geliştirildiği (örneğin; sanal demontaj modelleri), değişikliklerin diğer performans özellik­leriyle çelisip çelişmediğini belirlemek amacıyla büyük ArGe projelerinin yürütüldüğü uygulamalar da bulunmaktadır. Kılavuzlar arasında en yaygın olan AB’nin yakın zamana kadar kullanılması gönüllü olan mevcut en iyi teknikleri barındıran BREF dokümanları 2010 AB Endüstriyel Emisyon Direktifi’yle zorunlu hale gelmiştir. Türkiye’de de bir tebliğ ile tekstil sektöründe bu dokümanların kullanılmasını zorunlu hale gelmiştir. Yeşil kimya ve yeşil mühendislik prensipleri de geniş kabul görme ve uygulama alanına sahiptir. ÇDT için YDD/basitleştirilmiş YDD ve halihazırda tasarımcıların kullandığı araçların (QFD, FMEA) çevresel boyutunun incelenmesini de sağlayacak şekilde güncellenmiş versiyonları (LCAQFDTRIZ, Green QFD, QFDE) kullanılmaktadır. ÇDT için çok sayıda farklı araç literatürde yer almaktadır (Bovea ve PerezBelis 2012).

Yaşam Döngüsü Değerlendirme

Yaşam Döngüsü Değerlendirme (YDD) ürün veya hizmetlerin çevreye etkilerinin yaşamları boyunca ve ilgili tedarik zincirlerinin etkileri de hesaba katılarak daha geniş bir çerçeveden, bütüncül incelenmesini hedefleyen ve çevreye etkide katkı payı yüksek malzemelerin veya proseslerin belirlenmesini sağlayarak çevresel performansın iyileştirilmesi için fırsatlar sunan bir yöntemdir. Etkinin nicel tahmin edilmesi ve karşılaştırmayı mümkün kılması, arka plan proseslerin etkilerini kapsayarak kümülatif etkilerin tahmin edilmesi ve etkide sorumlu proseslerin/malzemelerin belirlenmesini sağlaması YDD’yi güçlü bir çevre yönetimi yöntemi kılar. YDD yönteminin uygulanmasının kolaylaştırılması için ulusal ve uluslararası veritabanları geliştirilmiş, yöntemin kalitesinin korunması için uluslararası standartlar (ISO 14040) belirlenmiştir. AB Entegre Ürün Politikası, UNEP/SETAC LCI Girişimi YDD’nin daha yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır. Çevresel Ürün Deklarasyonu için YDD yöntemi kullanılarak etki değerlendirme yapılması gerektiği için YDD birçok işletmede uygulanmaktadır. Bununla birlikte asidifikasyon, ötrofikasyon gibi mekansal değişken etkiler için yerel farklılıkların etki sonuçlarına yansıtılamaması, jenerik veri kalitesinin düşüklüğü, YDD uygulamalarında şeffaflığın korunmaması yöntemin etkinliğini ve çevre yönetimi aracı olarak potansiyelini düşürmektedir. YDD’nin bu tür kısıtlarını çözümlemek için çalışmalar devam etmektedir (Gallego vd. 2010).