Temmuz-Ağustos Sayısı 2014

Temmuz-Ağustos Sayısı 2014


Çevre ve Doğa

Teknolojik gelişmeler ile birlikte hava, toprak ve su kirliliği giderek artmakta. Teknolojinin, doğanın korunmasında engelleyici yönü olduğu kadar destekleyici yönü de mevcuttur. Teknolojiyi doğanın yararına olacak şekilde sistematik hale getirmek olası kayıpların azalmasını sağlayacaktır. Doğanın dengesini bozmadan teknolojinin kullanılmasını sağlamak adına hepimize düşen birçok görev bulunmakta. Esas alınan her zaman canlı sağlığı olmalı ve diğer ticari unsurlar gözetilmeksizin sadece ÇEVRE konusu ele alınmalı. Teknolojinin faydalı yönleri doğayı tahribata uğratmadan neler yapılabileceği konusunda çevre komiteleri oluşturup önlem almalıyız diye düşünüyorum. Mahallelerde, iş yerlerinde, okullarda çevre haklarını gözeten sivil toplum kuruluşları halktan her kesime ulaşmalı ve herkesi bilinçlendirme adına gönüllü üyelerle hareket etmeli.


İstanbul’da bir belediyenin projesi çok hoşuma gitti. Sokak hayvanları için mama dönüşüm makineleri yapılmış ve bu makineler pet şişe ve cam şişe ile çalışıyor. Makine haznesinden boş şişeyi atıyorsunuz ve sonrasında alt bölüme mama akışı sağlanıyor. Bu harika proje, ülke ekonomisine katkı sağlayarak çevremizi koruyacak ve sokak hayvanlarının da aç kalmasını önleyecek. Bir projenin hem doğaya hem ekonomiye hem de hayvan dostlarımıza sağladığı faydaları düşününce; gerçekten buna benzer değişik birçok projeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.


Üniversitelerde çevreyi koruma amaçlı Ar-Ge yarışmaları daha da arttırılmalı ve öğrenciler üniversiteden iş yaşamına geçmeden bu tarz çalışmaların önemi öğrencilere aktarılmalı ki geleceğin başarılı yöneticisi ve firma yetkilisi olduklarında tek kaygıları ticari kazanç olmasın. İlk kaygısı yaşam alanımız, gelecek nesillere mirasımız olan; ÇEVRE olsun, HAVA olsun, SU olsun, TOPRAK olsun! Yoksa, usul usul kayıp giden doğa bize güzelliklerini gösteremeyecek. Torunlarımızla yeşil çimlerde, ormanda piknik yapmak; denize girmek ve balık tutmak sadece hayallerde kalacak. Bu, kesinlikle ütopik değil... Dedelerinizle sohbet ettiğinizde; eskiden çeşmeden içilen suyun tadını, İstanbul’da denize girmenin keyfini sorun lütfen. İstanbul 7 tepe nasıl bir yermiş mesela? Caddelerde sokaklarda yürürken İstanbul Boğazı’nın vazgeçilmez çiçeği erguvanın kokusunu sorun. 40 yıl önceki İstanbul ile şimdikini anlatsın size. Bizler de 40 yıl sonra, "eskiden şöyleydi” derken hüzne boğulmayalım…


Bilinçli kuşaklar için gelecek nesillere güzel bir yaşam sunabilmek adına; teknolojik gelişmeleri doğayı tahrip etmeden olumlu yönleriyle hayatımıza almanın gerekliliğini bilerek yaşayacağımız günler geçirmemizi umut ediyorum.


Bir sonraki sayımızda "Turkchem Chem Show Eurasia” fuarı için hazırlayacağımız özel sayımızda sizlerle birlikte olacağız. Kimya sektörünün en önemli buluşmasında görüşmek dileğiyle.


Güzel haberlere ihtiyaç duyulan bugünlerde, dünya barışı ve huzuru temennileriyle sizi dergimizle baş başa bırakıyorum.

Sevgiler.