Kaynak Verimliliği ve Çevresel Sürdürülebilirlik Çalışmaları

Kaynak Verimliliği ve Çevresel Sürdürülebilirlik Çalışmaları

Prof. Dr. Göksel N. Demirer / Çevre Mühendisliği Bölümü - Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Kimya Sektörünün Uluslararası Düzeyde Gerçekleştirdiği Kaynak Verimliliği ve Çevresel Sürdürülebilirlik Çalışmaları

Son yüzyılda gerçekleşen yoğun kalkınma çabaları,aşırı doğal kaynak kullanımı, sağlık, çevre sorunları, toplumsal eşitsizlik, vb. pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Yaşanan bu gelişmeler pekçok kurum/kuruluşun iş yapma tarzında bu sorunları yönetmeye yönelik farklılaşmalara yol açmıştır. Bu yeni paradigma, şirketlerin tüm iş süreçlerinde ve kararlarında sürdürülebilirliği göz önünde bulundurmalarının çok önemli olduğu sonucunu da beraberinde getirmiştir. Yasal baskılar, kamuoyunun çevre duyarlılığındaki artış, müşteri tercihleri, dış ticaret engelleri, vd. nedenler kar ve büyüme odaklı konvansiyonel iş yapma tarzını son dönemde hızla değiştirmektedir. Büyük ölçekli ve uluslar ötesi firmalar başta olmak üzere, sürdürülebilirlik bazlı çalışmalar tüm sanayi sektörlerinde, istenilen düzeyde olmasa da, yaygınlaşmaktadır.

 

Bu eğilime koşut olarak, son dönemde, kimya sektöründe de sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği odaklı araştırma ve uygulamalarda da önemli bir artış olduğu dikkat çekmektedir. Kimya sektöründe boya maddelerinden, plastik üretiminde kullanılan katkı maddelerine, araç üretiminde kullanılan polimerlerden, inşaat ve yapı malzemelerine, kozmetik ürünlerden, ilaç üretimine, gübre ve tarımsal kimyasallardan, sabun, mum ve endüstriyel kimyasalların üretimine uzanan çeşitlilik, sürdürülebilirlik bazlı Ar&Ge çalışmalarının tür ve sayısına da yansımaktadır. Sektörün kendi yürüttüğü çalışmalara ek olarak, dünyanın önde gelen araştırma kurumlarında kimya sektörünün karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik çok fazla sayıda Ar&Ge çalışması yürütülmektedir. Bu çalışmalar, çözümü için çaba gösterilen sorunun niteliği, kullanılan yöntem ve araçlar, vb. bazında büyük bir çeşitlilik göstermektedir.

 

Kimya sektöründe gerçekleştirilen çevresel sürdürülebilirlik çalışmaları gelişmiş ülkelerde yüksek performansın bir göstergesi olarak algılanmaktadır. Örneğin, ABD’de faaliyet gösteren 44 kimya firmasının incelendiği bir çalışma firmaların sürdürülebilirlik ve çevre alanlarındaki harcamaları ile verimlilik, üretkenlik ve finansal performansları arasında doğrusal bir ilişki olduğunu göstermiştir (Wang vd., 2014). Bu nedenle, sektörde hızla yaygınlaşmaya başlayan bu tür çalışmaların araştırılması ve değerlendirilmesi, hem varolan sürdürülebilir üretim kapasitelerini artırmak isteyen, hem de bu tür çalışmalara başlamak isteyen firmalar için çok önemlidir.

 

Bu eğilime paralel olarak İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB), 2012‐2013 yıllarında İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile yürüttüğü "Yeşil Üretim Temiz Gelecek” Projesi kapsamında ODTÜ tarafından "Kimya Sektörünün Kaynak Verimliliği ve Çevresel Sürdürülebilirlik Alanlarındaki Ar&Ge İhtiyaçları” başlıklı bir rapor hazırlanmıştır.

 

Bu Rapor kapsamında, ülkemizde ve diğer ülkelerde konu üzerinde yürütülen projeler, politika ve strateji dökümanları, sektörel raporlar, sektör temsilcilerinin görüşleri ve bilimsel çalışmalara dayanılarak,Türkiye Kimya sektörünün sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği alanında yürütmesi gereken çalışmalara yönelik Ar&Ge önerileri geliştirilmiştir. Bu çerçevede bu Rapor ülkemiz kimya sektörünün sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği konularında gerçekleştireceği çalışmalar için bir yol haritası niteliğindedir.

 

Kimya sektöründe hızla yaygınlaşmaya başlayan çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği ile ilgili çalışmaların gelişmiş ülkelerdeki mevcut durumuna ilişkin çalışmaların değerlendirilmesi ve ülkemiz kimya sektörünün hizmetine sunulması çok önemlidir. Bu çerçevede bu makalede kimya sektörünün uluslararası düzeyde gerçekleştirdiği sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği çalışmaları derlenmiş ve sunulmuştur.

 

1. Kimya Sektöründe Südürülebilirlik Strateji Çalışmaları

1.1. Avrupa Kimya Sanayi Konseyi Sürdürülebilirlik Raporu (CEFIC)

 

Avrupa Kimya Sanayi Konseyi (CEFIC) 2011 yılında ilk kez olmak üzere bir sürdürülebilirlik raporu yayınlamıştır (CEFIC, 2011). Önemli paydaşlarların sürdürülebilirlik konusundaki beklentilerinin anlaşılmasına yönelik olarak iletişimin güçlendirilmesi ve bu beklentilerin karşılanması için çaba gösterilmesi ile kimya sektörünün küresel sürdürülebilirlik çabalarına olan katkılarına yönelik farkındalığın artırılması bu çalışmanın başlıca gerekçeleri arasında sayılmıştır. Bu Raporda Avrupa kimya sektörünün Üçlü Sorumluluk, yeşil kimya, sera gazı emisyon azaltımı, REACH Tüzüğü, çeşitli gönüllü girişimler, vb. alanlarındaki çalışmalara yer verilmiştir.

 

1990-2009 döneminde kimya sektörünün yıllık ortalama üretimi %2,5 artarken, aynı dönemde yıllık ortalama enerji tüketimi %1,7 azalmıştır. Birim ürün başına düşen enerji tüketiminin azaltılması Avrupa kimya sektörünün rekabet edebilirliği için çok önemli bir parametredir. Enerji verimliliğindeki bu artış hayata geçirilen verimlilik projeleri, kullanılan yeni teknolojiler, geliştirilmiş işletme uygulamaları, personel eğitimi, vb. ile sağlanmıştır.

 

Avrupa kimya sektörü kaynaklı sera gazları (GHG) 1994 yılından bu yana sürekli olarak azalmaktadır. Sektör 1990 yılında 286,8 milyon ton olan GHG emisyonlarını, 2009 yılında 147,4 milyon tona düşürmüştür.

 

CEFIC üyesi firmalar kaynak tüketimini azaltan, atıklarını geri kazanıp, yeniden kullanmalarına olanak veren proses ve işletme yöntemleri geliştirmekte ve uygulamaktadır. Bir firmanın atığının, diğer firmada girdi olarak kullanılması olarak tanımlanabilecek olan Endüstriyel Simbiyoz ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi uygulamaları, tüm sektörün kaynak verimliliği arttırmış, çevresel etkilerini önemli ölçüde azaltmıştır.

 

Kimya sektörünün yaşam döngüsü bazlı yaklaşımı, katı atık depolama sahalarına depolanması gereken ürün (örneğin plastikler) miktarlarını sürekli azaltmaktadır. Örneğin, 2010’da Avrupa’da üretilen 24,7 milyon ton plastik atığın 14,3 milyon tonu geri kazanılmıştır.

 

Su tüketimi bazında çok önemli bir sektör olan kimya sektörü, su yönetiminin çevreselsürdürülebilirlik çabalarının en önemli bileşenlerinden birisi olduğunun bilincindedir. Bu konuda yoğun çabalar gösteren Avrupa kimya sektörü 2004-2009 arasında atıksu üretimini %46 oranında azaltmıştır. Üçlü sorumluluk uygulayıcısı firmalar 2003’den bu yana deşarj ettikleri atıksularda organik kirlilik yükü göstergesi olan Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) parametresini % 37 oranında azaltmışlardır. Ayrıca, Kimya sektörü kaynaklı azot deşarjları 2007-2009 arası % 31,5, fosfor deşarjları ise % 41 düzeyinde azaltılmıştır (CEFIC, 2011).

 

1.2. Kimya Sektöründe Sürdürülebilirlik Stratejileri (Amerikan Kimya Konseyi)

 

Kimya sektörünün sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında mevcut durumu belirlemek amacıyla yapılan bir diğer çalışma Amerikan Kimya Konseyi’nin (American Chemical Council) Accenture firması ile birlikte 2010 gerçekleştirdiği bir çalışmadır (Abood, 2010). "Kimya Sektöründe Yüksek Sürdürülebilirlik Stratejileri” başlıklı bu çalışma kapsamında ACC üyesi 27 kimya firması üç farklı kategoride değerlendirilmiş ve sürdürülebilirlik çalışmaları, işletme modelleri bazında değerlendirilmiştir. Kimya sektöründe varolan üç temel işletme modeli aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:

 

1. Model (Hammadde sağlayan ve üreten işletmeler): Petrokimyasal maddelere ve endüstriyel kimyasallara dayalı hammadde üretimini ve tedariğini yaparlar.

2. Model (Kimyasal Madde Üreticileri): Tüketiciye ulaşana ürünün üretilmesi için gereken ve kullanılan tüm kimyasal maddelerin üretimini ve tedariğini yaparlar.

3. Model (Pazarı Belirleyen Firmalar): Tüketiciye sunulan son ürünün üretilmesinde hizmet verirler.

 

Çalışma kapsamında firmalara sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarının hangi konularda yoğunluk kazandığına ilişkin sorular yöneltilmiş ve elde edilen cevapların değerlendirilmesi sonucunda firmaların %56’sında enerji verimliliği, %52’sinde çevreye duyarlı ürün üretimi, %41’inde emisyon azaltımı, %19’unda atık oluşumu ve su kullanımında azaltım, %19’unda sosyal ve iş güvenliği konularının iyileştirilmesi ve %11’inde alternatif enerji kaynaklarının kullanımı ile ilgili çalışmaların yapıldığı saptanmıştır.

 

Elde edilen sonuçların işletme modeli bazında dağılımı incelendiğinde, pazarı belirleyen firmaların enerji verimliliği, emisyon azaltımı, atık minimizasyonu ve su kullanımında tasarruf ile iş güvenliği iyileştirme çalışmalarına ağırlık verdiği belirlenmiştir. Kimyasal madde üreten firmalarda ise çevreye duyarlı ürün üretimi konusunda çalışmalar yoğunluk kazanmışken, hammadde üreticilerinde sürdürülebilirlik çalışmalarının daha çok emisyon, atık ve su kullanımında tasarruf ve alternatif enerji kaynaklarının kullanımı üzerinde odaklandığı belirlenmiştir. Sürdürülebilir tedarik zinciri ve ürün yönetimi konusunda çalışma kapsamında incelenen firmalar başarılı bulunurken, iklim değişikliği, atık/atıksu üretimi, enerji verimliliği ve su kullanımı konularında firma modellerinin önemli bir faktör olduğu saptanmıştır. Örneğin, hammadde ve kimyasal madde üreticileri üretim teknolojisinde iyileştirme, pazarı belirleyen firmalar ise ürün odaklı çalışmalar ile çevreye verdikleri toplam yükün azaltımına yönelik çalışmalar yapmaktadırlar.

 

Çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını yönetim ve üretim aşamalarına entegre edebilen en iyi işletme modelinin kimyasal madde üreticileri (Model 2) olduğu ve bu firmalarda hem üretim hem de ürün odaklı çalışmaların yapıldığı saptanmıştır. Kimyasal madde üreticilerinin bu başarısının altında yatan temel neden hem hammadde üreticileri hem de pazarı belirleyen firmalarla çalışmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

 

Hammadde üreticilerinin sürdürülebilirlik çalışmalarını üretim sistemlerine entegre edebilmesinin ise, üretimin büyük ölçüde petrokimyasallara bağımlı olması nedeniyle, oldukça zor olduğu saptaması yapılmıştır. Pazarı belirleyen firmalardaki sürdürülebilirlik çalışmaları performansının, kimyasal madde üreticileri ile hammadde üreticileri arasında yer aldığı belirlenmiştir (Abood, 2010).

 

1.3. Uluslararası Kimya Dernekleri Konseyi Sürdürülebilirlik Raporu (ICCA)

 

Uluslararası Kimya Dernekleri Konseyi (ICCA) 2012 yılında Birleşmiş Milletler Rio+20 zirvesi için "ICCA ve Sürdürülebilirlik” başlıklı bir rapor yayınlamıştır.

 

Bu raporda sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen inovatif ürün ve teknolojilerin geliştirilmesinde kimya sektörünün çok önemli bir rolünün olduğu vurgulanmış ve ICCA’nın yeşil büyüme hedefini tüm boyutlarıyla desteklediği vurgulanmıştır. Bu rapor kapsamında kimya sektörünün sürdürülebilirlik, ürün güvenliği, kimyasalların olumsuz çevresel etkilerinin azaltılması, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konularndaki uygulamaları, inovasyon teknolojik gelişim, vb. alanlardaki çalışmalarına örnekler sunulmuştur. Ayrıca kimya sektörünün Birleşmiş Milletlerin Bin Yıl Kalkına Hedeflerine (MDGs) nasıl katkılar sağladığı da değerlendirilmiştir (ICCA, 2012).

 

1.4. Kimya Sektöründe Sürdürülebilirlik (SAM)

 

SAM Rabobank (İsviçre) bünyesinde yer alan 1995’den bu yana kurumsal sürdürülebilirlik yatırımları alanında faaliyet gösteren bir kuruluştur. Kimya sektöründe sürdürülebilirlik eğilimlerini, gerçekleştirdiği bir kurumsal sürdürülebilirlik değerlendirmesi ile inceleyen SAM, bu çalışmasının sonuçlarını 2012 yılında yayınlamıştır (Ricci, 2012). Bu çalışmada kimya sektöründe sürdürülebilirlik çalışmalarının genel durumunu tanımlayabilmek ve bu konuda lider olan ve geriden takip eden kimyasal sektör üreticiler arasındaki farkı sürdürülebilir üretim kriterleri bazında belirlemek amaçlanmıştır. 2500 firma ile gerçekleştirilen bu çalışma üç yıl sürmüş ve firmalara her yıl ekonomik, sosyal ve çevresel performanslarına ilişkin sorulardan oluşan bir anket gönderilmiştir. Çalışmada finansal performansı etkileyen sürdürülebilirlik faktörleri firma bazında değerlendirilmiş ve üç yılın sonunda her firma için toplam puan hesaplanmıştır. Toplam puanın 3 yıllık ağırlıklı ortalaması bazında en yüksek %20’lik kısımda yer alan firmalar sürdürülebilir üretim liderleri (güçlü), en düşük %20’lik kısımda yer alan firmalar ise geriden takip eden (zayıf) firmalar olarak tanımlanmıştır. Sürdürülebilirlik performansı açısından firmalar arasındaki fark analizi kriterler bazında yapılarak, sektörün eksikleri belirlenmeye çalışılmıştır.

 

Elde edilen sonuçlar, kurumsal yönetim, çevre politikalarına uygun üretim ve çevre yönetim sistemlerinin uygulanması, iş ve işçi sağlığı/güvenliği konularında güçlü ve zayıf firmalar arasında çok büyük bir farkın olmadığını (10-18%) göstermektedir. Bu durum kimya sektöründe kurumsal yönetim, çevre yönetim sistemlerinin kurulması ve uygulanması ve iş/işçi sağlığı ve güvenliği konularında önemli yol aldığına işaret etmektedir. Bu noktada elde edilen bulgular kimya sektörünün sürdürülebilir üretim konularındaki deneyiminin etkili olduğunu göstermektedir. Ancak günümüzde, sözü edilen iki kritere (çevre yönetim sistemi ve iş/işçi sağlığı ve güvenliği) ek olarak ortaya çıkan sürdürülebilirlik kriterleri bazında güçlü ve zayıf firmalar arasındaki fark önemli eksikliklere işaret etmektedir. Örneğin, güçlü firmalar yeniliklere açıklık, yeni sistemlerin kurulması ve yönetilmesi konularında zayıf firmalara göre %42 daha iyi performans göstermiştir. Sürdürülebilir üretim performansı yüksek olan güçlü firmalar, yeni ürünlerin üretimindeki her aşamayı (AR&GE aşamasından uygulama aşamasına kadar) yönetebilmekte ve üretim aşamalarının çevresel boyutunu ölçmektedir. Buna ek olarak, güçlü firmaların sürdürülebilirlik kriterleri arasında bulunan iklim değişikliği stratejilerinin tanımlanması ve uygulanması, tedarikçiler için uygulanan standartlar ve insan kaynakları geliştirme bazında zayıf firmaların çok önünde olduğu yapılan fark analizi ile ortaya konmuştur. Bu fark analizlerinin sonuçları Tablo 1’de verilmiştir.

 

Tablo 1. Sürdürülebilirlik kriterleri bazında güçlü ve zayıf firmalar arasındaki fark analizi

Sürdürülebilirlik Kriteri

Güçlü (ilk %20) ve Zayıf (son %20) firmalar arasında performans farkı

Toplam puan

29%

Kurumsal yönetişim

10%

Çevre Kanunlarına Uygunluk ve Çevre Yönetim Sisteminin Varlığı ve Uygulanması

 

17%

İş ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği

18%

Yeniliklere (Inovasyon) Açıklık ve Yönetimi

42%

İklim Değişikliği Stratejileri

57%

Tedarikçiler için uygulanan Standartlar

36%

İnsan Kaynakları Gelişimi ve Yönetimi

38%

 

Tablo 1’den görülebileceği gibi sürdürülebilirlik performansları zayıf olan firmalar "geleneksel” olmayan yeni kriterler bazında güçlü firmaların çok gerisindedir.

 

İklim değişikliği stratejileri konusunda çalışma kapsamında "güçlü” firmalar ana performans kriteri olarak karbon salınımlarını kullanmış, karbon emisyonlarını nitelik ve nicelik olarak raporlamış ve karbon emisyonlarında azalmaya yönelik hedeflerini ve kullandıkları yöntemleri açıklayabilmişlerdir. Ayrıca, karbon emisyonlarından dolayı etkilenen kurumsal faktörler için hassasiyet analizleri yapmışlardır. "Zayıf” olarak tanımlanan firmalarda ise bu konular ile ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Tedarikçilere uygulanan standartlar konusunda hem güçlü hem de zayıf olan firmaların çok iyi tanımlanmış seçme ve izleme stratejileri bulunduğu halde, zayıf firmalar tedarikçileri denetlemede ve uyumsuzluk (non-compliance) durumlarını yönetmede başarılı olamamaktadırlar. Bunun en önemli nedenleri arasında zayıf firmaların inisiyatif alma şansı olan anlaşmalar yapmaması ve uyumsuzluk durumlarında yapılması gerekenlere ilişkin bir planın olmayışı sayılabilir. Zayıf firmaların bir diğer eksikliği ise insan kaynakları yönetimi konusunda ortaya çıkmaktadır. Kimya sektöründe insan kaynakları yönetimi ve gelişimi çok önemlidir. Beceri ve deneyim sahibi olan insan kaynaklarına ek olarak inovasyon konusunda girişimci insan kaynaklarına ihtiyaç duyulan bu sektörde, yetenekler, beceriler ve deneyimler temelinde görev tanımlamaları yapmak, meslek içi eğitimlere yer vermek ve bilgi ve deneyim transferi (know-how) için gereken kanalları oluşturmak çok kritiktir (Ricci, 2012).

 

1.5. Yenilikçilik (İnovasyon) ve Temiz Teknolojilerin Kimya Sektörünün Sürdürülebilirlik Çabaları Üzerindeki Etkileri (Avrupa Birliği)

 

Avrupa Birliği tarafından yapılan bir çalışmada yenilikçilik (inovasyon) ve temiz teknolojilerin kimya sektörünün sürdürülebilirlik çabaları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu çalışma kapsamında AB ülkelerine ek olarak ABD, Japonya, İsviçre ve Meksika’dan 72 sektörel uzman ve akademisyenin katılımı ile kimya sektörü için 36 tane temiz teknoloji ve inovasyon alanı değerlendirilmiştir.

 

Değerlendirilen bu alanlar arasında Avrupa kimya sektörünün çervresel performans ve rekabetciliği için diğerlerine oranla daha yüksek potansiye sahip olanlar şunlardır: Alternatif sentetik reaksiyonlar (pathway), heterojen kataliz, ürün yerine hizmet üretimi, geri kazanım uygulamaları, alternatif ham maddeler vesolventler, tehlikesiz reaktiflerin kullanımı, biyokataliz, vd.

 

Aynı çalışmada kimya sektörünün sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında yaşadığı zorluklar, karşılaştığı bariyerler ve bunların çözümüne yönelik tartışma ve değerlendirmeler de yer almıştır (Eder ve Sotoudeh, 2000).

1.6. Hint Kimya Sektörünün Sürdürülebilirlik Gündemi (PWC)

 

Hindistan’da kimya sektörünün karşı karşıya olduğu çeşitli sorunların çözümüne yönelik olarak, sektörünün benimsemesi gereken sürdürülebilirlik uygulamaları ile bu ülkedeki kimya firmalarının durumu ve yapması gerekenler araştırılmış ve bir rapor olarak yayınlanmıştır. Bu rapor Hint kimya sektörüne ait kamuya açık bilgi ve raporlar ile kimya sektörünün uluslararası düzeydeki çalışmaları incelenerek hazırlanmıştır. Bu çalışma kapsamında sektörün gündemi belirleyen konular (mevzuat, rekabet, ihracat, vd.), firma CEO’larının konu ile ilgili görüşleri, sektörün südürülebilirlik konusundaki çalışmaları, vd. değerlendirilmiş ve sürdürülebilirliğin tüm sektörde hızlı bir biçimde benimsenebilmesi için öneriler sunulmuştur.

 

Bu raporun önemli çıktıları arasında, özellikle son dönemde kimya sektörünü ilgilendiren pekçok yasal, idari, teknolojik, vb. değişikliler olduğu vurgulanmış ve bunlara uyum sağlaması için hızlı bir değişim önerilmiştir. Sektörü ilgilendiren mevzuatın iş kazaları, çevre kirliliği, vb. nedenlerle gittikçe sıkılaştığı ve kaynak verimliliği ve güvenli kimyasallar konularının öne çıktığı belirtilmiştir. Dünyadaki değişimlere paralel olarak, sektörün her türlü paydaşının (yatırımcılar, müşteriler, STK’lar, çalışanlar, kamuoyu, vd.) yeni taleplerinin iyi incelenip, bunlara uyum sağlanmasının gerektiğinin altı çizilmiştir.

 

Çalışma kapsamında görüşlerine başvurulan CEO’ların yaklaşık yarısı sektörün çevresel ayak izinin azaltılması konusunda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Sürdürülebilirlik raporlaması, karar süreçlerine paydaşların katılımı, ürün sorumluluğu, ürünlerin çeresel performansı, kaynak sürdürülebilirliği, yeşil kimya, stratejik sürdürülebilirlik yaklaşımları, vd. raporda öne çıkan diğer konular arasında yer almıştır (PWC, 2013).

 

1.7. Brezilya Kimya Sanayinin Sürdürülebilirlik Yol Haritası (CNI)

 

Brezilya Ulusal Sanayi Konfederasyonu, Kimya Sanayi Birliği Rio+20 Zirvesi için "Brezilya Kimya Sanayinin Sürdürülebilirlik Yol Haritası” başlıklı bir çalışma yapmıştır (CNI, 2012).

 

Bu çalışma kapsamında Brezilya kimya sektörünün ekonomik, sosyal ve çevresel özellikleri, sektörü ilgilendiren mevzuat ve gönüllü girişimler, sektörün sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları ile sektörü ilgilendiren sürdürülebilirlik ile ilgili uluslararası eğilimler değerlendirilmiş ve Brezilya kimya sektörünün sürdürülebilirlik konusundaki karşı karşıya olduğu fırsat ve tehditler ortaya koyulmuştur. Sektörün sürdürülebilirlik konusunda karşı karşıya olduğu tehditler arasında sektörün:

 

·çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin azaltılması

·doğal kaynak tüketiminin azaltılması

·güvenli ürünlere geçişi

·enerji tüketimi esnasında minimum çevsel etkiye neden olması

·ürünleri kaynaklı sera gazı emisyonlarının ürün yaşam döngüleri boyunca azaltılması

·su kaynaklarının korunması

·katı atık üretiminin azaltılması

·üretim süreçlerine sürdürülebilirliğin entegrasyonu

·inovasyonu sağlanması

·sadece büyük değil küçük ölçekli firmalar düzeyinde de sürdürülebilirlik performansının arttırılabilmesi, vd.

 

yer almıştır (CNI, 2012).

 

1.8. Kimyasal Sektörün İklim Değişikliği Konusunda Yaptığı Çalışmalar (PWC)

 

PricewaterhouseCoopers (PWC) 2010 yılında Kimya sektörünün iklim değişikliği konusunda yaptığı çalışmaları değerlendiren bir rapor hazırlamıştır. Bu çalışma kapsamında Global Fortune 500 listesinde yer alan 10 büyük kimya firması incelenmiştir (PWC, 2010). Aşağıda bu raporun önemli çıktıları özetlenmiştir.

 

Son dönemde kimya sektöründe emisyon ve enerji tüketimini azaltmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmektedir. Bu konuda özellikle kimyasal madde üretimi aşamalarında ve yenilenebilir hammadde kaynaklarını kullanma konusunda yapılan çalışmalar öne çıkmaktadır. Ayrıca üretim yapılan tesislerdeki işletim koşulların iyileştirilmesi (goodhouse keeping) (örneğin mekân ısıtma/soğutmada verimlilik artışı, vb.) sıklıkla ele alınan bir diğer konudur.

 

Kimya sektörü karbon ayak izini azaltma çalışmalarına hız verirken, bir yandan da iklim değişikliği ile mücadelede etkili olan ürünlerin üretimi için araştırma ve geliştirme çalışmalarına yönelmiştir. Örneğin yeni yalıtım malzemelerinin ve ışığı yansıtma özelliği olan boyaların üretimi tüketicilerin karbon ayak izini azaltmalarında yardımcı olmaktadır. Kimya endüstrisinde yeni bir ürünün üretimine geçilmeden önce yapılması gereken standart analizlerden birisi olan Yaşam Döngü Değerlendirme (YDD), ürünün üretim sürecini hammaddelerin elde edilme süreçlerinden ürünün oluşumuna, taşınması, kullanımı ve ekonomik ömrü sonunda bertaraf edilmesi veya geri dönüşüme gönderilmesine kadar uzanan tüm aşamaları inceleyen bir araçtır. YDD günümüzde özellikle "çevre-dostu” ürünler için uygulanan ve bu ürünlerin benzerlerinden farklı olarak çevreye daha az yük getirdiğini göstermede etkili bir araçtır.

 

Uluslar arası Kimya Birlikleri Konseyi (International Council of Chemical Associations (ICCA)), kimya sektöründe iklim değişikliği ile mücadelenin yaygınlaşmasını savunmakta ve üreticileri karbon emisyonlarının yönetmelik ve yasalarca belirlenmemiş olduğu ülkelerde üretim yapmaları durumunda, karbon emisyonlarını minimize etmek için gerekli tüm önlemleri almaları konusunda uyarmaktadır. ICCA karbon emisyonunun küresel ölçekli bir sorun olduğunun üreticiler tarafından algılanmasına ve haksız rekabet ortamlarının oluşmamasına büyük önem göstermektedir.

 

Kimya endüstrisinde özellikle enerji verimliliği alanında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Avrupa’da CEFIC tarafından yayınlanan raporda sektörün enerji kullanımında 1990-2005 yılları arasında %42’lik bir azalma olduğu belirtilmiştir. Amerika’da kimya sektöründen kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarında 1990-2008 yılları arasında %16’lık bir azalma gözlenmiş, alınan önlemler ile ürün bazında emisyon %39,4’lük bir iyileşme ile önemli bir başarı elde edilmiştir. Brezilya Kimya Birliği’ne üye olan kimyasal üreticileri 2001-2007 yılları arasında enerji tüketimlerini %25 azaltabilmişlerdir.

 

Kimya sektöründe enerji verimliliğini artırmada kullanılan hammaddenin yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi ve üretimde kullanılan endüstriyel işlem ve süreçlerin iyileştirilmesi gibi temel yaklaşımlara ek olarak, "çevre-dostu” ürün tasarımı ve üretimi kimya endüstrisinin en önemli ve etkili hedefi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu alanda AR&GE çalışmaları yapan ve/veya üreten örnek firmalar ve üretiminde katkıda bulundukları alanlar Tablo 2.’de verilmiştir.

 

Tablo 2. Enerji verimliliği ile ilgili ürün tasarımı ve üretimi yapan firmalar ve üretim alanları

Firma Adı

Yalıtım malzemeleri

Verimlilik artırıcı diğer bina malzemeleri

Aydınlatma

Endüstriyel İşlem İyileştirme

İnşaat/Yapı Malzemeleri

Otomobil Sektörü ile ilgili Malzeme Üretimi

AkzoNobel NV

 

ü

ü

ü

ü

 

BASF SE

ü

ü

ü

ü

ü

ü

Bayer AG

ü

ü

 

ü

 

 

E.I. du Pont de Nemours and Company

 

ü

ü

ü

ü

ü

Evonik Industries AG

ü

ü

 

ü

 

 

LyondellBasell Industries

 

 

 

ü

 

 

Mitsubishi Chemical Holdings Corporation

 

 

ü

 

 

ü

The Dow Chemical Company

ü

ü

 

ü

 

 

 

Yapılan YDD sonuçları en fazla faydanın sağlandığı ürünün yalıtım malzemeleri olduğunu göstermekte ve bu nedenle poliüretan ve türevlerinin üretimi, ışığı geçiren ancak ısı yalıtımı sağlayan özel maddelerin tasarımı ile ilgili araştırmalar yoğunluk kazanmaktadır. Taşıma ve ulaşım araçlarının tasarımında kullanılabilir hafif ve dayanıklı plastik ve kompozitlerin üretimi de YDD sonuçlarına göre önemli kazanımları beraberinde getirmektedir. Endüstriyel işlemlerin ve süreçlerin iyileştirilmesi ile çok önemli enerji tasarrufu sağlanabilmektedir. Örneğin, endüstriyel ölçekli klor üretiminde oksijen depolarizasyon katot yöntemi (odc) kullanımının %30-50 arasında enerji tasarrufu sağlayabileceği yapılan araştırmalar sonucunda gösterilmiştir. Propilen oksit üretimde hidrojen peroksit kullanımı (DOW ve BASF ortak çalışması) ile hem enerji tasarrufu hem de atıksu miktarında azalma sağlanabilmiştir.

 

Ayrıca, kimya sektöründe CO2’in hammadde olarak kullanımına ilişkin alternatifler de araştırılmakta ve CO2’in kimyasal (örneğin: polieter polyollar) üretiminde değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca, CO2 alg büyütme havuzlarında kullanımı ve elde edilen biyokütlenin biyoyakıta dönüşümüne ilişkin araştırmalar devam etmektedir. Kimya sektöründe alternatif enerji kaynaklarına (güneş, rüzgar, yakıt hücreleri, lityum bataryaları) ilişkin çalışmaları destekleyen firmalar da bulunmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına dair Ar&Ge çalışmaları yapan ve/veya ürün tasarlayan belli başlı firmalar Tablo 3.’de verilmiştir.

 

Tablo 3. Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile ilgili AR&GE ve üretim yapan firmalar

 

Firma Adı

Güneş

Rüzgar

Karbon dioksitin hammadde olarak kullanımı

Yakıt hücreleri/lityum bataryaları

Diğer Yenilenebilir Kaynaklar

BASF SE

ü

ü

ü

ü

ü

Bayer AG

 

 

ü

 

ü

E.I. du Pont de Nemours and Company

ü

ü

 

 

ü

Evonik Industries AG

ü

 

ü

ü

 

Mitsubishi Chemical Holdings Corporation

ü

 

 

ü

 

The Dow Chemical Company

ü

 

ü

ü

 

1.9. AB Sanayinde Kaynak Verimliliği ve Rekabetcilik

 

AB politikalarında kaynak verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularının öneminden hareketle, AB farklı sanayi sektörü için kaynak verimliliği ile rekabetciliğin ilintisini inceleyen bir çalışma yaptırmıştır. Bu çalışmada rakiplerine göre daha ham maddeye ulaşmakta ve mevzuat konularında daha fazla zorluk yaşayan AB sanayi sektörünün bu zorlukları aşması için nasıl bir strateji geliştirmesi gerektiği araştırılmıştır (Rademaekers vd., 2011). Çalışmanın ana temaları kaynak verimliğine yatırım yapılmasına yol açan süreçler, kaynak verimliliğinin arttırılması için benimsenmesi gereken uygulama ve stratejiler, kaynak verimliliğinin nasıl ölçülüp, izlenebileceği, kaynak verimliliği uygulamaları önündeki engeller ve kaynak verimliliğinin geliştirilmesi için ne tür politikaların teşvik edilmesidir. İncelenen 9 sektörden birisi olan kimya sektörünün kaynak verimliliği konusunda çok aktif olduğu ve bunun en önemli nedenlerinin kimyasal ürünlere hem Avrupa hem de tüm dünyada talebin artması, ham madde ve enerji eldesine yönelik kısıtlar, AB dışı ülkelerle olan rekabetin artması ve ilgili çevre mevzuatının gittikçe sıkılaşması olduğu belirtilmektedir.

 

Kimya sektörünün kaynak verimliliği konusunda alabileceği önlemlerin başında enerji geldiği ve imalat sektöründe en yoğun enerji kullanan sektör olan kimya sektörü için enerji maliyetinin en önemli rekabet faktörü olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle enerji verimliliği konusunda Avrupa kimya sektörünün çok önemli çalışmalar yaptığı ve bu alanda dünya lideri olduğu vurgulanmıştır. Bu konuda daha da ileriye gidebilmek için fosil yakıtların yenilenebilir enerji kaynakları ile ikame edilmesi ve ana yenilenebilir enerji kaynağı olarak atıkların kullanılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, ürün verimlerini arttırabilmek için büyük kimya firmalarının daha verimli katalizörlerin kullanımı konusunda önemli bir yol kat ettikleri belirtilmiştir. Enerji ve kaynak verimliliği çalışmalarının KOBİ’lere yaygınlaştırılabilmesinin önemli potansiyel ve gelişme alanları arasında olduğunun da altı çizilmiştir.

 

Kimyasal kiralama (leasing) kaynak verimliliği için kimya sektörüne önerilen yeşil iş modelleri arasında yer almaktadır. Kimyasalların müşteriye satıldığı konvansiyonel iş modelinde müşteri kimyasalı kullandıktan sonra ortaya çıkan atıkların tasfiyesinden de sorumludur. Dolayısıyla kimyasal üreticileri müşterilerinin sorumluluğunda olan bir konuda geri dönüşüm, vb. ile kaynak verimliliklerini arttırmak konusunda önemli bir motivasyona sahip değildir. Bu çerçevede kimyasallar kaynaklı atık yönetimi ve kaynak verimliliği sorunlarını azaltabilmeye yönelik olarak kimyasal kiralama kavramı ortaya atılmıştır. Bu yaklaşımda müşteri kimyasalları satın almayıp, kimyasal kullanımı bir hizmet olarak satın almaktadır. Tedarikci sadece kimyasalı değil, kimyasalların kullanımının azaltılması ve kullanım koşullarının optimizasyonu konusundaki bilgi birikimi ile de müşterisine hizmek sağlamaktadır. Konvansiyonel iş modelinde üretinin sorumluluğu kimyasalı sattıktan sonra sona ermekle birlikte, kimyasal kiralama modelinde üretici kimyasaldan tüm yaşam döngüsü boyunca (kullanım, atıkların tasfiyesi, vd.) sorumlu olmaktadır. Bu modelde üreticinin ekonomik başarısı sadece ürün satışına değil, sağladığı yüksek katma değerli hizmete de bağlı olmaktadır. Kimyasal tedarikci için kimyasal madde tüketimi kar marjını arttıran bir faktör olmaktan çıkıp, bir maliyet ögesi haline gelmektedir. Dolayısıyla hedef odağı satışları arttırmaktan çıkıp, optimizasyon, kullanım veriminin arttırılması, vb. haline gelmektedir. Bu model kimyasallar kaynaklı çevre kirliliğini azaltmaktadır. Sonuçta kimyasal kiralama modeli sadece kimya sektörü değil, kimyasal kullanan tüm sektörlerde "sürdürülebilir kimyasal yönetimi” sisteminin en önemli bileşeni haline gelmektedir.

 

Bu çalışmada ayrıca Avrupa kimya sektörünün doğal kaynak verimliliği, atık üretiminin azaltılması, atık yönetimi, vb. konularda yapması gerekenler değerlendirilmiştir (Rademaekers vd., 2011).

 

1.10. Kurumsal Çevre ve Sürdürülebilirlik Raporlaması (PSI)

 

Kaliforniya’da (ABD) bulunan Roberts Çevre Merkezi geliştiği Pacific Sustainability Index (PSI) çerçevesinde kurumsal çevre ve sürdürülebilirlik raporlaması yapan bir kurumdur. PSI sisteminin çevresel raporlama başlıkları arasında havaya yapılan emisyonlar, suya yapılan emisyonlar, enerji kullanımı, yönetim, ürünler, geri dönüşüm, atık ve su başlık ve bunların altbaşlıkları bulunmaktadır. PSI sistemi ile dünyanın en büyük 30 kimya sektörü firmasının değerlenddirildiği çalışmada, ilk on sırayı Bayer (Almanya), Akzo Nobel (Hollanda), Mitsui Chemicals (Japonya), Dow Chemical (ABD), DuPont (ABD), BASF (Almanya), Royal DSM (Hollanda), Mitsubishi Chemical (Japonya), Asahi Kasehi (Japonya) ve Yara International (Norveç) firmaları almıştır. Bu çalışmada incelenen Kimya firmalarının %100’ünün bir çevre politikasının olduğu, %90’ının iklim değişikliği konusunda çalışmalar yürüttüğü, %63’ünün biyoçeşitlilik konusunda çalışmalar yürüttüğü, %43,3’ünün yeşil kimya konusunda çalışmalar yürüttüğü ve %36,7’sinin yeşil satın alma prensiplerini uyguladığı belirtilmiştir. Ayrıca, bu çalışma kapsamında incelenen 30 kimya sektörü firmasının 20’sinin seragazı emisyonları, 15 tanesinin toplam enerji kullanımı, 13 tanesinin katı atık yönetimi ve 11 tanesinin su tüketimi konularında son bir yılda (2011) önemli ilerlemeler kaydettiği de rapor edilmiştir (Roberts Environmental Center, 2012).

 

1.11. Küresel Raporlama Girişimi Sürdürülebilirlik Raporlaması (GRI)

 

Küresel Raporlama Girişimi (GRI) 1997 yılından bu yana farklı ölçek ve sektördeki kuruluşlar için sürdürülebilirlik rapor çerçeveleri hazırlamaktadır. GRI Raporlama Çerçevesi bir kurumun ekonomik, çevresel ve sosyal performansına dair genel kabul görmüş bir raporlama çerçevesi olarak hizmet etme amacını taşımaktadır. Her büyüklükteki, her sektördeki ve her bölgedeki kurumlar tarafından kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Küçük işletmelerden, yoğun ve coğrafi olarak yaygın operasyonlar yürütenlere kadar her türden kurumun karşı karşıya kaldığı pratik uygulamaları hesaba katar. GRI Raporlama Çerçevesi genel ve sektöre özgü içeriğe sahiptir. Bunların bir kurumun sürdürülebilirlik performansının raporlanması için genel uygulanabilirliğe sahip olduğu, dünya çapında geniş bir paydaşlar yelpazesi tarafından kabul edilmiştir (GRI, 2000-2006).

 

Küresel Raporlama Girişimi 2013 yılında 52 farklı sektör/etkinlik grubu için paydaşlar tarafından en önemli olarak değerlendirilen sürdürülebilirlik konularını yayınlamıştır. Bu konuların firmaların organizasyonel strateji, toplumsal gelişim, paydaşlar ile iletişim, mevzuata uyum, vb. alanlarındaki etkinlikleri ile kıyaslama ve sürdürülebilirlik raporlamalarında kullanılmak üzere geliştirildiği belirtilmektedir (GRI, 2013).

 

Bu çalışmada kimya sektörü için belirlenen konulardan sürdürülebilir çevre kategorisinde yer alanlar şunlardır: Yenilenebilir hammaddeler, hammaddelerin çeşitlendirilmesi, enerji verimliliği, karbon ayak izi, havaya yapılan sera gazı ve diğer emisyonlar, su kullanımı ve verimliliği, biyoçeşitlilik ve ekosistem fonksiyonları etki yönetimi, atıksu yönetimi ve arıtımı ile ürünler için yaşam döngüsü değerlendirmeleri.

 

Dow, Eastman, Du Pont, BASF, Akzo Nobel, DSM, Bayer, Solvay, BP, Nova, vd. pekçok kimya sektörü lider firması GRI çerçevesine uygun sürdürürülebilirlik raporlaması yapmaktadır[1]. Bu firmalar arasında yer alan DSM 2010 yılında geliştirdiği strateji kapsamında gerçekleştirdiği sürdürülebilirlik faaliyetleri çerçevesinde yenilenebilir ham madde kaynaklarına geçiş, sera gazı emisyonlarının %37 oranında azaltımı, değer zincirinde ekolojik ayak izini azaltımı, biyo-bazlı polimer üretimi, vd. pekçok proje ile çok önemli sürdürülebilirlik çalışmasına imza atmıştır[2].

 

2. Kimya Sektöründe Gerçekleştirilen Örnek Sürdürülebilirlik/Kaynak Verimliliği Uygulamaları

 

Bu bölümde kimya sektöründe firma bazında gerçekleştirilen kaynak verimliliği çalışmalarına örnekler verilmiştir.

 

2.1. Solvay Alexandria Sodium Carbonate (SASC)

 

Mısır’da bulunan Solvay Alexandria Sodium Carbonate (SASC) fabrikası uluslar arası Solvay-Belçika firmasının sahip olduğu bir fabrikadır. Bu fabrikada sodyum karbonat, sodyum bikarbonat ve kalsiyum oksit üretilmektedir. Fabrika yüksek su tüketimi, ham madde ve enerji kayıplarına ilişkin sorunlarını gidermeye yönelik olarak 2011 yılında çeşitli sürdürülebilir (temiz) üretim yöntemleri kullanarak, bir kaynak verimliliği projesi hayata geçirmiştir.

 

Bu proje kapsamında CO2 gazı yıkama çıkış suyunun geri kazanımı, tuzlu suyun sirkülasyonu, sızıntı ve kaçakların önlenmesine yönelik bakım faaliyetleri, kompresör soğutma suyu devrelerinin kapatılması, kireçtaşı parçacıklarının yol yapım malzemesi olarak değerlendirilmesi, vd. uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

 

Bu uygulamalar sonucu buhar tüketimi %15, ham madde kullanımı %10, elektrik tüketimi %10 ve su tüketimi yaklaşık %20 azalmıştır. 55.383 ABD Doları yatırım ile uygulanan bu proje ile yıllık 491.793 ABD Doları tasarruf sağlanmış ve geri ödeme süresi 2 aydan daha düşük olarak gerçekleşmiştir. Firma bu kazanımları kalıcı kılmaya yönelik olarak ISO 14001 çalışmalarını sürdürmektedir[3].

 

2.2. Misr Chemical Industries Company (MCI)

 

Misr Chemical Industries Company (MCI) Chemical Holding Company bünyesinde faaliyet gösteren, sodyum hidroksit (katı ve çözelti), klor gazı sodyum hipoklorit, kalsiyum hipoklorit ve hidroklorik asit üreten bir firmadır.

 

Firma yüksek su tüketimi ve ham madde ve enerji kayıpları ile atıksu deşarj kriterlerine uyum konularındaki sorunlarını çözmeye yönelik olarak MED TEST (Transfer of Environmental Sound Technology in the South Mediterranean Region) projesine katılmıştır.

 

2011’de hayata geçirilen bu proje kapsamında firmada yapılan 490,033 ABD Doları tutarındaki yatırım sonucu, yıllık 416,057 ABD Doları karşılığı su, ham madde ve enerji tasarufu gerçekleşmiştir. Kompresör soğutma suyu geri kazanımı, daha iyi işletme uygulamaları, soğutma kulelerinde yapılan revizyon, su tüketiminin izlenmesi ve kontrolü, vb. uygulamalar %26 su tasarrufu sağlamıştır. Diğer taraftan buhar dağıtım sisteminin izolasyonu %10 sağlanmış, kapasitörlerin bakımı ile ek %6’lık bir enerji tasarrufu sağlanabileceği ortaya çıkartılmıştır.

 

Bu uygulamalar sonucu atıksu arıtma tesisine giden katı madde yükü (3% Toplam Askıda Katı Madde ve 1% Toplam Çözünmüş Katı Madde) azaltılmıştır.Yapılan bu çalışmalar 14001 sertifikası sahibi olan firmanın çevre yönetimi konusundaki politika, prosedür ve eylem planlarının diğer sürdürülebilir (temiz) üretim uygulamalarını içerecek şekilde güncellemesine de yol açmıştır[4].

 

2.3. Andpak Pty Ltd.

 

Andpak Pty Ltd Avusturalya’da polisitren (strafor) üretimi yapan bir bir firmadır. 2010 yılında sürdürülebilirlik alanında çeşitli girişimlerde bulunan firma, üretim verimini artırmak ve kaynak kullanımını azaltmaya yönelik olarak 2008’de çeşitli su tasarrufu önlemleri gerçekleştirmiştir. Soğutma kulesi suyunun resirkülasyonu, buhar kaçaklarının önlenmesi, kazanlarda bir izleme sisteminin kullanılmaya başlanması, vd. önlemlerle %12 düzeyinde azaltmıştır.

 

Avusturalya Pilastik ve Kimyasal Endüstrileri Birliği’nin (PACIA) "Sanayi için Sürdürülebilirlik Liderliği Çerçevesi”nin ilk imzacılarından olan firma 2010 yılında döküm makinalarını daha verimli olanları ile değiştirirerek, üretim kapasitesini %40 artırırken, enerji kullanımını %60 azaltabilmiştir. Firma bu kazanımlar sonrasında karbon ayak izini ölçerek, elektrik kullanımını daha azaltmayı hedeflemektedir[5].

 

2.4. Advanced Polymerik

 

Advanced Polymerik fotokromik boya üretimi yapan bir Avusturalya firmasdır. Firma Avusturalya Pilastik ve Kimyasal Endüstrileri Birliği’nden (PACIA) aldığı destek ile bir sürdürülebilir (temiz) üretim projesi gerçekleştirmiştir. Bu proje kapsamında kesikli üretimden sürekli üretime geçerek, üretim kapasitesini iki katına çıkarırken, atık miktarını %91 azaltmıştır. Klorlu atık üretimi tümüyle ortadan kaldırılmış, enerji giderlerini de % 90 oranında düşürmüşlerdir. 1 kg ürün için harcanan enerji miktarı 18,5 kWh’den 1,62 kWh’e düşmüştür. Bu enerji tasarrufu 1 kg ürün maliyetinin 8,88 Avusturalya Doları düşmesine neden olmuştur. Ayrıca 1 kg ürün başına oluşan atıksu miktarı 1.248 litreden 106 litreye düşürülmüştür[6].

 

2.5. Extracted Oils and Derivatives

 

"Extracted Oils and Derivatives” Mısır’da bulunan ve yılda 4.460 ton deterjan üreten bir kamu işletmesidir. Ayrıca, yemeklik yağ, sodyum silikat, hayvan yemi ve gliserin de üretmektedir.

 

Firma deterjan üretimindeki yüksek su tüketimi ile ham madde ve enerji kayıpları ile atıksu deşarj kriterlerine uyum konularındaki sorunlarını çözmeye yönelik olarak MED TEST (Transfer of Environmental Sound Technology in the South Mediterranean Region) projesine katılmıştır. Ürünlerinin %14’ünü ihraç eden firmanın ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 18001 belgelerine sahip olması, temiz üretim ve kaynak verimliliği varolan kalite ve çevre yönetimi sistemlerine kolayca entegre etmesini sağlamıştır.

 

2011’de gerçekleştirilen çalışma sonunda belirlenen temiz üretim olanaklarını uygulamak için 429.627 ABD Doları yarım yapılmış ve yıllık 127.803 ABD Doları mertebesinde su (%18), ham madde ve enerji (%23) tasarrufu sağlanmıştır.

 

Uygulanan temiz üretim yöntemleri arasında enerji verimliliği, kollektörlerdeki ürün kayıplarının azaltılması (230 ton/yıl), su kayıplarının önlenmesi ve atksuyun geri kazanımı ve proseste yeniden kullanımı, vb. yer almıştır. Bu uygulamalar atıksu arıtma tesisine gelen organik ve hidrolik yükü de azaltmıştır[7].

 

3. Kimya Sektöründe Sürdürülebilirlik Çalışmalarına İlişkin Diğer Kaynaklar

Bu raporun kapsam ve sınırları çerçevesinde değğlendirilen ve kaynakçasında sunulan çalışmalara ek olarak, kimya sektöründe sürdürülebilirlik çalışmaları ile ilgili olan ve internet üzerinden ulaşılabilecek diğer kaynaklar Tablo 4’de sunulmaktadır.

 

Tablo 4. Kimya sektöründeki diğer sürdürülebilirlik çalışma kaynakları

 

Sürdürülebilirlik Çalışması

Kaynak

Indian chemical industry – XIIth five year plan (2012 -2017)

http://planningcommission.nic.in/aboutus/committee/wrkgrp12/wg_chem0203.pdf

 

Global Chemicals Outlook Synthesis Report, UNEP (2012)

http://www.unep.org/pdf/GCO_Synthesis%20Report_CBDTIE_UNEP_September5_2012.pdf

PwC’s 16th Global Annual CEO Survey (2013)

http://www.pwc.com/gx/en/ceo-survey/index.jhtml

Sustainability information for AkzoNobel N.V.

www.akzonobel.com/sustainability/

Sustainability information for BASF SE

http://www.basf.com/group/sustainability_en/index

Sustainability information for Bayer AG

http://www.bayer.com/en/sustainabledevelopment-reports.aspx

Sustainability information for Dow Chemicals

http://www.dow.com/sustainability/

Sustainability information for DSM N.V.

http://www.dsm.com/en_US/cworld/public/sustainability/pages/home.jsp

Sustainability information for DuPont

http://www2.dupont.com/chemicals/en-us/ch/index.html

Sustainability information for Solvay group

http://www.solvay.com/EN/Literature/SD_2008_2012_Report_EN.pdf

Sustainability information for Unilever

http://www.unilever.com/sustainable-living/uslp/

CERES Investor Network on Climate Risk

http://www.ceres.org/incr/engagement/industry-dialogues

Global Product Strategy of International Council of Chemical Associations (ICCA)

http://www.icca-chem.org/Home/ICCA-initiatives/Global-product-strategy/

Global Chemical Industry Sustainability Summit

http://chemicalroundtables.com/wordpress2/?tag=global-chemical-industry-sustainability-summit

 



[3]UNIDO and ENCPC, 2011. MED TEST Case Study, Chemical Sector-Egypt, Transfer of Environmental Sound Technology in the South Mediterranean Region (MED TEST).

http://www.themedpartnership.org/med/documents/library/publications/other-relevant-materials/med-test-egypt-the-case-studies/en/attachments%7Cattachments%3A000%7Cfile

 

[4]UNIDO and ENCPC, 2011. MED TEST Case Study, Chemical Industry - Misr Chemical Industries Company (MCI), Transfer of Environmental Sound Technology in the South Mediterranean Region (MED TEST).

http://www.themedpartnership.org/med/documents/library/publications/other-relevant-materials/med-test-egypt-the-case-studies/en/attachments%7Cattachments%3A000%7Cfile

[5]Andpak targets 60% energy savings, 40% production increase with new moulding machines, Case Study, PACIA, EPA Victoria.http://www.pacia.org.au/reports/casestudies

 

 

[6] From traditional batch to new flow chemistry, Case Study, PACIA, EPA Victoria.

http://www.pacia.org.au/reports/casestudies

[7]UNIDO and ENCPC, 2011. MED TEST Case Study, Chemical Industry – Detergent manufacturing — Extracted Oils and Derivatives Company, Transfer of Environmental Sound Technology in the South Mediterranean Region (MED TEST).

http://www.themedpartnership.org/med/documents/library/publications/other-relevant-materials/med-test-egypt-the-case-studies/en/attachments%7Cattachments%3A000%7Cfile