Kimya Endüstrisi Ar-Ge ile Yükselecek

Kimya Endüstrisi Ar-Ge ile Yükselecek

Dr. Onur Tolga Okan - Karadeniz Teknik Üniversitesi / Teknoloji Transfer Ofisi - Üniversite Sanayi İşbirliği - Modül Lideri

Giriş

Türkiye’de kimya sanayinin tarihi ancak yakın zamana kadar gitmektedir. 20.yüzyılın başlarında Osmanlı döneminde sabun, temizlik ürünleri vb. ürünler üreten birkaç adet üretim tesisi dışında kimya sanayi tesisi bulunmamaktaydı. Cumhuriyetin ilanı ile kimyasal üreten şirketlerin kurulması sürecinde patlayıcılar, tıp, tarım kimyasalları, deterjanlar, matbaa mürekkebi ve tekstil boyalarının son aşamaları üretilmeye başlanmıştır. 1950’li yıllardan itibaren planlı ekonomi döneminde kimya sanayi gelişimi hızlanmıştır. 1960-80 döneminde ithal ikameci politikalar sürdürülmüş ve kamu eliyle petrokimya, organik ve inorganik temel kimyasallar ve gübre üretimi gibi yüksek yatırım gerektiren alanlara yatırımlar gerçekleştirilmiştir. 80’lerden itibaren uygulanan ihracata dayalı politikalarla birlikte sektör günümüzdeki gelişmişlik derecesine ulaşmıştır. Ancak hızlı değişen dünya, artan rekabet, çevresel baskılar ve sektörün geliştirdiği ürünlerin ekonomik ömürlerinin çoğu zaman 15 yıl ile sınırlı kalması Ar-Ge faaliyetlerini yapmayı zorunlu kılmaktadır.

 

Sektörün içinde bulunduğu bu gerçekliğe rağmen dünya ile karşılaştırıldığında ülkemizin yapmış olduğu Ar-Ge çalışmaları yeterli düzeyde değildir. Ar-Ge harcamalarının bölgesel dağılımında Avrupa, ABD ve Çin ilk 3 sırada bulunmaktadır. Ar-Ge harcamalarının toplam satışlar içerisindeki payını ölçen Ar-Ge yoğunluğu sıralamasında ise 2012 yılında Japonya %4 ile birinci konumda bulunurken, Japonya’yı %1.7 ile ABD, %1.6 ile AB ve Hindistan, %1.3 ile G. Kore takip etmektedir. Çin ise değer bazında yaptığı yüksek Ar-Ge harcaması tutarına rağmen % 0.8 Ar-Ge yoğunluğu oranına ulaşabilmiştir. Ülkemizde ise kimyasal ürünler ile ilgili Ar-Ge harcamaları 2011’de 196 milyon TL, 2012’de ise 242 milyon TL olarak gerçekleşmiştir.

 

Bununla birlikte ülkemizde Ar-Ge harcamaları sonucunda ticarileşen ürün miktarı da çok iyi bir durumda değildir. Ar-Ge çalışmaları sonucunda kişi ve kuruluşların patent ve faydalı model başvuruları 2000 yılında yapılan tüm başvuruların %18’ini oluştururken, yalnızca kimya sektörü için yapılan başvurulardaki payı %3 olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılında söz konusu oran toplam başvurular için %33’e, kimya sektörüne özel başvurular için ise %12’ye yükselmiştir. Yani kısıtlı kaynaklar ile az miktarda yapılan Ar-Ge’nin niteliği ile ilgili de birtakım sıkıntılar vardır. Sektörün Ar-Ge harcamalarının ve inovasyona dönüştürülen Ar-Ge faaliyetlerinin düşük olmasının doğal bir sonucu olarak CEFIC verilerine göre 2012 yılında Türkiye 3,1 milyar € tutarında Ar-Ge sonucunda elde edilen yüksek teknolojili kimya sanayi ürünü ithal ederken aynı kategorideki ihracat değeri 158 milyon € seviyesindedir. Söz konusu tutarların endüstrinin toplam ithalatı içindeki payı %11.3, ihracatı içindeki payı ise %2.3 olarak hesaplanmaktadır. Tüm bu veriler gösteriyor ki dünyada kimya endüstrisinde faaliyet gösteren lider firmaların Ar-Ge faaliyetlerine göstermiş oldukları önem neticesinde ülkemiz hammadde dışındaki diğer konularda da ithalatçı konuma düşmüştür. Bunun bir sonucu olarak da dünya ölçeğinde kimya sektöründe markalaşmış bir firmamız da bulunmamaktadır. Kimya endüstrisi gibi sermaye yoğun bir sektörün sürdürülebilir Ar-Ge faaliyetlerinde bulunması sabır isteyen ve meşakkatli bir yoldur. Bu nedenle Ar-Ge faaliyetleri için ayrılan bütçelerin verimli kullanılması, kimya endüstrisi için yüksek gelişim potansiyeline sahip dalların tespit edilmesi ve en önemlisi doğru Ar-Ge stratejilerinin belirlenmesi için üniversite-sanayi işbirliği yapmak büyüklüklerine bakılmaksızın sektördeki her firma için artık gereklilik haline gelmiştir. Türkiye’de bu işbirliklerini sağlayan en önemli arayüz olarak da Teknoloji Transfer Ofisleri öne çıkmaktadır.

Teknoloji Transfer Ofisi Yapısı ve Tanımı

Teknoloji Transfer Ofisleri ülkemizde hızla gelişen kurumlardır. En özet haliyle teknoloji transfer ofisleri bilimsel araştırmalar neticesinde ortaya çıkan buluş ve yenilikçi ürünlerin ticarileşme süreçlerini baştan sona kapsayan hizmetleri sunmaktadır. Bu kapsamda, teknoloji geliştiricisi Ar-Ge kuruluşları ile sanayi şirketleri, akademisyen ve diğer Ar-Ge kuruluşları arasında bilgilendirme, koordinasyon, araştırma, yönlendirme, işbirliği geliştirme faaliyetleri göstermekte olan bir üniversite iştirakidir. Genel olarak TTO’lar beş modül altında hizmet vermektedirler. Bunlar kapsamında yapılan işler aşağıdaki gibidir;

 

Modül-1: Farkındalık, Tanıtım, Bilgilendirme ve Eğitim Hizmetleri

1.Akademisyen ve sanayi ziyaretleri gerçekleştirmek,

2.2. Seminer, Eğitim, Çalıştay, Tanıtım vb. etkinleri organize etmek,

3.3. Yazılı, Görsel vb duyuruların yapılmasını sağlamaktır.

4.Modül-2:Destek Programlarından Yararlanmaya Yönelik Hizmetler

5.1. Ulusal ve Uluslararası Proje Çağrılarının Duyurulması,

6.2. Projelendirme Destekleri,

7.3. Proje İzleme, Yürütme vb., Destekler.

8.Modül-3:Üniversite-Sanayi İşbirliğinin Geliştirilmesi,

9.1. Proje Fikirlerinin Olgunlaştırılması,

10.2. Akademisyen-Sanayici eşleştirilmesi,

11.3. Projelendirme Destekleri,

12.4. Üniversite Altyapı İmkanlarından Yararlandırmak.

13.Modül-4:Fikri-Sınai Mülkiyet Hakları,

14.1. Patent Ön Araştırmaları,

15.2. Kurumsal Fikri Sınai Mülkiyet Politikasının Oluşturulması,

16.3. Fikri Sınai Mülkiyet Hakları ve Korunması,

17.4. Fikri Sınai Mülkiyet Hakları Portföy Yönetimi.

18.Modül-5:Şirketleşme ve Girişimcilik Hizmetleri

19.1. Firma Kurma/Şirketleşme,

20.2. Teknogirişim Yatırımları,

21.3. Yatırımcılarla Buluşturma,

22.4. İş Geliştirme Destekleri.

23.Savaşların şeklinin değiştiği günümüzde bilim ve feni kuvvetli

24.olan devletlerin bunları üretime ve teknolojiye çevirdikleri

25.ölçüde dünyada söz sahibi olacaktır. Bu anlamda

26.teknolojik değişime ayak uyduramayan şirketler ve ülkelerde

27.rekabette geride kalır. Rekabette geride kalmamak

28.ve dünya piyasalarında küresel bir oyuncu olmak isteyen

29.tüm firmalar üniversitelerle yakın olarak çalışmak durumundadır.

30.Bu hedefe firmalar kendi stratejik hedeflerine

31.uygun Ar-Ge faaliyeti gösteren ve/veya göstermek isteyen

32.üniversiteleri fonlayarak ya da var olan kamu kaynakları

33.aracılığı ile elde edilen fonları kullanarak ulaşabilirler.

34.Kimya Endüstrisinin Geleceği Teknoloji Transfer Ofisleri

35.Kimya endüstrisinin gelecek perspektifi değerlendirildiğinde

36.uzmanlar aşağıdaki konuların ön plana çıkacağını

37.ve kimya endüstrisinin bu konular çerçevesinde şekilleneceğini

38.dile getirmektedir. Bunlar;

39.• Katma değeri yüksek üretim,

40.• Sürdürülebilir rekabet,

41.• Üretim için gerekli alt yapı,

42.• Güncel teknoloji,

43.• Ar-Ge ve inovasyon,

44.• Dış ticarette başarı.

Bu anlamda yüksek teknolojik ürünler artık kimya sektörünün en önemli hedeflerinden birisi haline gelmiştir. Bu teknolojiye ulaşmak içinde Ar-Ge ve inovasyon çok önem lidir. Gelecekte Ar-Ge ve inovasyon sektörün en büyük rekabet gücü unsurları olacaktır. Daha az enerji tüketen, daha az su kullanan, daha az atık çıkaran teknolojiler, enerji, su hammadde gibi temel girdilerde tasarruf sağlanmasına yönelik ürünler ve araştırmaların daha fazla önem kazanması beklenmektedir. Kimya alanında eğitim veren kurumların çoğu akademisyenleri, devletin teşvikleriyle birlikte kimya endüstrisinin gelecek perspektifi doğrultusunda çalışmalarını ilerletmektedir.

Bu anlamda ilgili kurumlardan çıkan bitirme,yüksek lisans ve doktora tezleri ile birlikte yapılan projeler de bu hedef doğrultusunda sürdürülmektedir. Artık ülkemiz akademisyenlerinin aklının bir köşesinde mutlaka ilgili olduğu endüstri kuruluşunun sorunlarına yönelik çözüm geliştirme kültürü oturmuştur. Bu anlamda ülkemizde kimya alanında yapılmış çok başarılı üniversite-sanayi işbirliği örnekleri de vardır. Ancak yazının başında da belirttiğim gibi kimya endüstrisinde Ar-Ge ve buna bağlı olarak gelişen Üniversite-Sanayi işbirlikleri istenilen düzeyde değildir. Kişisel olarak kimya endüstrisindeki bazı yatırımcılarla yaptığım yüz yüze görüşmelerde üniversite-sanayi ilişkileri ile ilişkin temel sorunun; yatırımcının kafasında yapmak istediği Ar-Ge çalışmasına nasıl başlayacağını bilememesi, yapmak istediği çalışmalara uygun yetkin akademisyen hususundaki çekinceleri ve piyasada bazı danışman firmaların ve/veya akademisyenlerin sanayicinin güven ve Ar-Ge yapma isteklerini kırması şeklindedir. Bu ve bunun gibi çekinceleri aynı amaca hizmet veren ve hemen hemen her üniversitenin bünyesinde bulunan alanlarında uzman kişileri çalıştıran TTO’lar aracılığı ile üstesinden gelinebilinmektedir.

Devletin TEYDEP, KOSGEP, Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Ajansı vb. diğer kurumlar aracılığı ile Ar-Ge ve diğer alanlara yönelik birçok fon kaynağı bulunmaktadır. Bununla birlikte Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde (TGB)’de şirketler Ar-Ge merkezlerini kurabilir ve TGB’lere özel olarak tanımlı vergi avantajından ve desteklerden yararlanabilmektedir. Bunlarla ilgili olarak firmalara verilen danışmanlık işleri TTO’ların kuruluş amaçlarında tanımlanmıştır. Tüm bu çalışmaların amacı firmalara ekstra bir maliyet getiren Ar-Ge harcamalarını azaltmak, firmalarda Ar-Ge kültürü oluşturmak ve üniversite-kamu-sanayi işbirliklerini artırmaktır. Verimli kullanıldığında oldukça yarar getiren bu hizmetlerle ülkemizin kalkınmasını ve dünya ölçeğinde rekabetçi firmaların ortaya çıkarılması hedeflenmektedir.

 

Sonuç ve Öneriler

Ülkemiz sermaye yoğun kimya endüstrisinin çeşitli nedenlerden dolayı Ar-Ge çalışmaları istenilen seviyelerde değildir. Bunun önüne geçmek için en geçerli yollardan biri farklı ya da benzer alanlardaki Ar-Ge çalışmalarını ortak merkez üzerinden yürütmek olabilir. Bunun için de birkaç firmanın ortak olduğu tematik Ar-Ge merkezleri kurularak bunları TGB’lere taşımak firmaların Ar-Ge harcamalarının azalmasına önemli bir katkı sağlayabilir. Kimya endüstrilerinde faaliyet gösteren firmalar teknoloji transferine ve bölge TTO’ları ile çalışmaya açık olmalıdır. TTO’ların bilgi ağları üzerinden firmaların ilgili alanlarda teknoloji transferi yaparak, transfer etmiş oldukları teknolojiyi üniversitedeki ilgili akademisyenlerle ortak bir şekilde daha da geliştirerek katma değer sağlamayı kültür edinmelilerdir. Ayrıca devletin önemli miktarda teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge ile ilgili kaynaklara sağladıkları fonlara başvurduktan sonra sonuç birçok kere olumsuz dahi olsa başvuruda ısrara devam etmelilerdir. Firmalar bu fonların yanında Ar-Ge çalışmaları içinde mutlaka fon ayırmalı, bu fonların kendi stratejilerine uygun ve verimli kullanılmasında TTO’larla birlikte hareket etmelilerdir. Üniversitelerde yapılan her çalışma potansiyel bir üniversite-sanayi işbirliği olabilir, buna uygun çalışmaları firmalar mutlaka TTO’lar üzerinden takip etmeli ve TTO’ları bunları kataloglamaları konusunda zorlamalılardır. Bununla birlikte kendi alanlarına uygun gelecek gördükleri akademik çalışmalarıfonlayabilecek mekanizmaları da firmalar stratejileri dahilinde değerlendirmelidir. Bu tarz olaylara açık olan firmalara da devletimiz teşvik edici önlemler alarak üniversitedeki Ar-Ge fonlama işini biraz daha fazla özel sektöre kaydırmalıdır.

 

Sadece kimya sektöründe değil tüm sektörlerde Ar-Ge artık gelecek demektir. Bu nedenle ülkemizde neredeyse tüm sektörlerle bağlantılı olan kimya endüstrisinin Ar-Ge yapması kaçınılmaz bir gerçektir. Kimya endüstrisindeki firmaların yöneticileri tüccar mantığından sıyrılıp kamuüniversite- sanayi işbirliğine daha çok önem vermeli ve kendi iç dinamiklerini ve enerjilerini mutlaka bu alana yoğunlaştırmalılardır. Kimya endüstrisinde faaliyet gösteren firmalar inovasyonu en kaliteli biçimde yapan firmaların gelecekte varlığını daha da değerlendirerek sürdüreceğini unutmamalıdır.

 

Kaynaklar

Erman B., (2015). İlaç’ta Araştırma İkliminin Kurulabilmesine Katkı Yapabilecek Somut ve Sürdürülebilir Bir Üniversite-Sanayi İşbirliği Modeli Önerisi, Koç Üniversitesi İlaç Araştırma Merkezi Ertek E., (2014). Kimya Sektör Raporu, Türkiye Sinai Kalkınma Bakanlığı Anonim, (2015). Kimya Çalışma Grubu Onuncu On Yıllık Kalkınma Planı (2014-2018), Türkiye Kalkınma Bakanlığı Ulengin F., Ekici Ş.Ö., Çekyay, B., Özaydın Ö. ve Kabak Ö. (2012). Kimya Sanayisi Rekabet Gücü Raporu, Editör: Emre Tamer, Sektörel Dernekler Federasyonu Okan O.T.,(2016) .Teknoloji Transfer Ofisleri, Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Dergisi, Bilim ve Teknoloji Özel Sayısı, Cilt:2 syf 476.