ilaca erişim, temel ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır.

ilaca erişim, temel ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır.


Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı tarafından 1982 yılından beri düzenlenen ve ülkemizde Farmasötik Teknoloji alanındaki bilim adamları ve araştırmacıların Türk İlaç Endüstrisi ile bir araya gelmesini sağlamayı amaçlayan "17. Uluslararası Farmasötik Teknoloji Sempozyumu” başladı. Akademik dünyanın yanı sıra, özel sektör ve kamu kuruluşlarının da katılımı ile 8-10 Eylül tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen sempozyuma Sağlık Bakanlığı, TÜBİTAK ve SGK gibi kurumların yanı sıra Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) gibi sektörel iş kuruluşları da destek veriyor.

Sempozyumun ilk gününde gerçekleştirilen bilimsel sunumların yanı sıra ilaç sektörünün temel sorunlarından biri olan "geri ödeme” konusu da sektör ile ilgili kamu ve özel sektör yetkilileri tarafından "İlaç Sektöründe Geri Ödeme” başlığı altında çeşitli açılardan tartışıldı. Bu kapsamda katılımcılara "Karar Vericiler ve Endüstri’nin Bakışıyla İlaç Sektöründe Varlık Fiyatlaması Modellerinde Yeni Yaklaşımlar” konulu bir sunum yapan AİFD Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Başkanı Osman Kara, kur sabitlemesinin menfi etkileri ve diğer ek indirimlerin ülkemizdeki ilaç fiyatlarının sürdürülemez seviyelere düşmesine neden olduğunu belirtti. Bu sürecin endüstrinin kaldırabileceği düzeyleri aştığını ve hastaların yeni, yenilikçi ve çığır açan ilaçlara erişiminin engellendiğini söyleyen Kara, "Maalesef uzun, zahmetli ve çok yüksek yatırımların neticesinde hastaların hizmetine sunulan yeni moleküller, yeni ilaçlar, ne yazık ki artık Türkiye’de pazara girememekte ve sadece sınırlı sayıda hastanın erişimine açık hale gelmektedir. Uzun dönemde bunun neticesi olarak, ülkemizde yeni ve yenilikçi ilaçlara hastaların erişimi neredeyse imkânsız hale gelebilir.” şeklinde konuştu.


Katılımcılara"İnsan hayatına nasıl değer biçebiliriz?” sorusunu yönelten AİFD Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Başkanı Osman Kara, hayat kurtaran yenilikçi ilaçlara erişimin bir insan hakkı olduğunu söyledi. Daha uzun, daha aktif ve daha kaliteli bir yaşamı, sevdiklerimizle birlikte sürmemize katkıda bulunan araştırma ve geliştirmeye dayalı yenilikçi ilaç sanayinde ekosistemin güçlü, öngörülebilir ve sürdürülebilir kılınması gerektiğini ifade eden Kara, hastaneye yatış, ameliyat, komplikasyon veya hasta bakım ve nekahat gibi unsurlar düşünüldüğünde yenilikçi ilaçlar sayesinde orta ve uzun vadede kişi başına düşen sağlık harcamalarını azaltıp, ülke bütçesine, aile bütçesine daha fazla pozitif katkı yapıldığını belirtti.


Konuşması sırasında ilginç bir istatistiğe de yer veren AİFD Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Başkanı Kara, 2005 – 2011 yılları arasında FDA ve EMA süreçlerini tamamlayarak bu ülkelerdeki hastaların kullanımına sunulan molekül ve bileşiklerin ancak %29’unun aynı dönemde Türkiye’de erişilebilir olduğunu, bu rasyonun, 2013’ün ikinci çeyreğinde %4’e düştüğünü ifade etti. Söz konusu olan ilaca erişim hakkı ve insan hayatı iken, Amerikalı ve Avrupalı bir hastanın neden yenilikçi ilaçlara Türk insanından daha fazla erişim şansına sahip olduğuna cevap bulmamız gerektiğini ifade eden Kara bunun nedeninin, ilaç üreticilerinin hâlihazırdaki sürdürülemez fiyat seviyeleri ve referans fiyat uygulaması nedeniyle yeni ve yenilikçi ürünlerini Türkiye pazarına sunamamaları olduğunu söyledi.

Güçlü bir fikri mülkiyet koruması ve sürdürülebilir bir fiyat olmadan, öngörülebilir, dengeli bir bütçe ortaya konmadan, ilaç endüstrisinin, Ar-Ge süreçleri yıllarca devam tek bir molekülü, tek bir ilacı, milyarlarca dolarlık yatırımla hastalara sunmaya devam edemeyeceğini ifade eden Kara, Türkiye’de ilaç sektörünün hâlihazırdaki durumunun, zorlu uluslararası rekabette Türkiye’yi öne geçirecek bir seviyede olmadığını ve bu nedenle Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in global ilaç yatırımlarından Türkiye’den çok daha fazla pay aldığını belirtti.



Kara: "Türkiye’nin 2023 hedeflerine giden yolda ilaç endüstrisi en önemli aktörlerden biri olacak.”

Kara; Türkiye’nin 10 yıl içerisinde orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya bölgesinin üretim merkezi olabileceğini ve AİFD olarak ilaç sektörü için bu hedeflerin ulaşılabilir olduğu kanaatinde olduklarını söyledi. AİFD Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Başkanı Kara, "Eğer gerekli yapısal reformları uygular, sağlık sistemimizde AR&GE ve inovasyonu hak ettiği şekilde desteklersek, inanıyorum ki ilaç endüstrisi hep beraber çalışarak, Hükümetimizin 2023 hedeflerine giden yolda en önemli aktörlerden biri olacaktır. Türkiye bölgesinin yönetim, üretim, inovasyon ve hatta AR&GE merkezi haline gelebilir. Bu güçlü potansiyele fazlasıyla sahip olduğumuzu düşünüyorum.” dedi.


Kamu, özel sektör, iş dünyası, sivil toplum ve akademinin sürdürülebilir bir diyalog içerisinde ve pozitif gündemle konuşmasını, iletişim kurmasını, görüş alışverişinde bulunmasını, somut öneriler geliştirerek "Ortak Akıl”tesis edilmesini, günümüz dünyasının meselelerini çözebilmek için olmazsa olmaz gördüğünü ifade eden Kara "Hatırlatmak isterim ki, esasen hepimiz, aynı geminin içerisindeyiz…” dedi.


"AİFD üyeleri olarak, Türkiye’nin yenilikçi ilaç üreticileri olarak, katkı koymak, çözüm önerileri geliştirmek, topluma değer katmak adına Hükümetimiz ve tüm diğer paydaşlarımız ile birlikte çalışmaya, fikir üretmeye hazırız.” şeklinde konuşan Osman Kara, hastaların ihtiyaç duyduğu; yaşamak için, sevdikleriyle daha uzun bir zamanı, mutlu, huzurlu ve aktif bir şekilde paylaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları yenilikçi ilaçlara erişim problemlerini çözebilmek için sürdürdükleri mücadeleyi bırakmayacaklarını söyledi.



AİFD Genel Sekreteri ve Yürütme Kurulu Başkanı Osman Kara