Safir Kimya - Celal Yıldırım
Sayın Celal Yıldırım, okurlarımıza kısaca kendinizden, eğitiminizden, sektördeki profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?
1981 yılında Ankara’da doğdum. Ortaokul ve liseyi Nişantaşı Anadolu Lisesi’nde bitirdim. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldum. Kimya sektörüne bir firmanın ithalat departmanında görev alarak giriş yaptım. Bir süre inşaat sektöründe şantiye şefi olarak görev aldım. Sonrasına ise Safir Kimya ile beraber kimya sektörüne geri dönüş yaptım. İlk olarak İdari işler ve Dış Ticaret ile ilgili faaliyetler yürüttüm. Şu anda ise Safir Kimya’da Genel Müdür olarak kimya sektörüne hizmet vermeye devam ediyorum.
Safir Kimya’nın kuruluşundan bu yana gelişen süreci anlatabilir misiniz? Ne kadar süredir sektörde faaliyet göstermektesiniz?
Safir Kimya, daha önce aynı tesiste hizmet veren Safran Kimya’nın tesisini satın alarak sektöre giriş yaptı. Bir firma kültürü vardı zaten. Safran Kimya’dan alınan birikimle üç yıldır faaliyet gösteriyoruz. Tabi bu süreç içerisinde tesiste bir takım modernleşme ve revizyon çalışmaları yapıldı. Böylece, daha modern ve çağa daha uygun bir hizmet anlayışıyla kapasitemizi de artırarak sektöre hizmet vermeye devam ediyoruz.
Ürün ve ürün gruplarınızdan bahsedebilir misiniz? Hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz?
Ağırlıklı olarak tekstil sektörüne hitap ediyoruz. Bunun yanında deri, plastik ve kauçuk sektörüne de hizmet sağlıyoruz. Tesisimizde bütün polimerleri ve ester versiyonlarını üretebiliyoruz. Bundan dolayı ana kimyasal, genel kimyasal kapsamına girebilecek ürünleri de üretebilme olanağımız var. Polimerleri, poliüretanları, emülgatörleri tesisimizde üretebiliyoruz. Dolayısıyla buna ihtiyaç duyan bütün sektörler müşterimiz konumunda. Ama dediğim gibi ağırlıklı olarak tekstil sektörüne hitap ettiğimiz için esas üretim kalemimiz mikro ve makro emülsiyonları ve nano silikonlar.
İhracat faaliyetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? İhracat faaliyetlerinizi hangi ürünlerle gerçekleştiriyorsunuz?
İhracatımızı ağırlıklı olarak Ortadoğu, Bangladeş ve Türkî Cumhuriyetler’e gerçekleştiriyoruz. Onun dışında yurtdışındaki fuarlarda katılımcı veya ziyaretçi olarak mutlaka yer almaya çalışıyoruz. İhracatı geliştirme faaliyetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. İhracat faaliyetlerimizi silikon emülsiyonları ve nanosilikon ürünlerimiz ile gerçekleştiriyoruz.
Ortadoğu’da yaşanan olaylar ihracat faaliyetlerinizi etkiledi mi?
Özellikle Suriye ile olan son dönemdeki gelişmeler işleri az da olsa sekteye uğrattı. Ancak, ihracat faaliyetlerimiz sadece Ortadoğu’ya yönelik olmadığı için oradaki gerginlik bizi çok fazla etkilemedi diyebilirim.
İhracat gerçekleştirdiğiniz mevcut ülkeler dışında yeni hedef pazarlarınız var mı?
Rusya ve Ukrayna pazarını hedef olarak görüyoruz. Bu bölgelerde yeni ve modern üretim tesisleri yapılıyor.
Yeni projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Sektörle ilgili hedefimiz, şu anki pozisyonumuzun çok yukarısında. Öncelikle Çorlu’da yeni bir tesis kuracağız. Bu tesisin faaliyete geçmesindeki en büyük amaç, daha modern bir şekilde müşteriye teknik hizmet sağlamak ve ihtiyaçlarına göre, müşteri odaklı hizmet anlayışımızı geliştirerek devam ettirmektir. Şu an çalışmaları süren ürünlerimizin hepsi müşterilerimizin tekstil sektöründe kullandığı prosesleri kısaltmaya, enerji tasarrufu sağlamaya yöneliktir. Biz, fiyat rekabetinden çok kaliteli ve müşterilerimizin avantajlarını arttıracak şekilde rekabet etmeyi planlıyoruz. Müşterimizin zaten almakta olduğu ürünü daha ucuza verelim bizden al şeklinde değil; böyle bir ürünümüz var. Enerji ve iş gücünden tasarruf etme imkanı sağlıyoruz. Sizin için de faydalı bizim için de faydalı demeyi tercih ediyoruz. Yeni tesisimize geçmeden önce, ilk olarak Çevre Bakanlığı’na projemizi sunacağız. Projemizde çevre ve iş güvenliği ile ilgili bütün düzenlemeleri nasıl yapacağımızı anlatacağız. Bu proje onaylandıktan sonra tesisimizin inşaatına başlayacağız. Biliyorsunuz, tekstil sektörünün ağırlıklı müşterisi Avrupadır. Bu nedenle ürünlerimizin bütün Avrupa normlarına uygun olarak çevre dostu olması ve biyolojik çözünürlüğünün fazla olması gereklidir. Zaten yaşadığımız dünya için bu dikkat edilmesi gereken kuralları kapsıyor. Şu anda İstanbul 15 milyon nüfusa sahip ve üretim yapan tesislerin çoğu İstanbul havzasına yerleşmiş durumda. Bir kısmı Çorlu, Çerkezköy tarafında, bir kısmı Tuzla’da. Bu nedenle bütün üreticilere çevre konusunda duyarlı olmak için görev düşüyor. Biz üretirken çevre normlarına uygun üretmeliyiz. Tüketiciler de çevreye uyumlu ürünleri kullanmaya özen göstermeliler. Bu şekilde üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz.
Yeni kurulacak tesisinizin mevcut tesisinizden ne gibi farkları olacak?
Buradaki üretimimizin aylık 1500 ton kapasitesi var. Yeni tesisimize taşınırken bu oranı en az %50 arttırarak geçiş yapmak istiyoruz. Hedeflerimize doğru ilerlerken yer veya kapasite sorunu yaşamak istemiyoruz. Kapasitemizi arttırırken ürünlerimizin standardizasyonunu ve kapasitesini de arttırmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda alacağımız makine ve teçhizatları planlarken burada çalışan insanların sağlığını ve çevreye olan uyumunu da maksimum derecede önemsiyoruz.
Türkiye’deki tekstil kimyasalları sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülkemizde tekstil kimyasalları sektörü bilgi birikimi, üretim portföyü olarak Avrupa’nın çok gerisinde değil. Avrupa’daki birçok ürün Türkiye’de de üretilebiliyor. Yalnızca, sektörde
bir standardizasyon problemi var. Merdiven altı diye tabir edebileceğimiz çok sayıda firma, özellikle yurtdışında Türk firmaların imajını zedeleyecek biçimde standart dışı ürün piyasaya sürüyor. Sektördeki belli başlı firmalar ise dünyanın en üst düzey kalitesinde ürün üretip, teknik hizmeti ile birlikte müşteriye en güzel şekilde sunabiliyorlar. Dediğim gibi sadece standardizasyon eksiğimiz var. Sektörde bu tarz zararlı faaliyetler yürüten firmaları kendi içimizde ayırt edebilirsek dünyanın en iyisi olmamamız için bir sebep yok. Çünkü hem teknik bilgimiz var; hem de Türk insanı olarak kendi kabiliyetlerimizden ve özelliklerimizden ileri gelen bir elastikiyetimiz mevcut. Müşteriye uyumlu olarak çalışabilme, müşterinin ilgilerine hitap edebilme yeteneği Türk insanın önemli artılarıdır. İşte bunlara ek olarak tek yapmamız gereken kalite ve standardizasyon sağlayabilmek.
2011 yılını değerlendirebilir misiniz? Sektör ve firmanız için nasıl bir yıl geçirdiniz? Önümüzdeki yıl için neler öngörüyorsunuz?
Biz büyümekte olan bir firmayız. Sürekli olarak satışımızı arttırma hedefindeyiz ve bu yolda ilerliyoruz. Her geçen gün daha ileriye doğru gittiğimiz için 2011 yılının bir önceki seneye göre daha iyi olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde sektörün de bu yıl iyiye gittiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl biraz daha tedirgin geçmişti. Bu yıl seçimlerin yapılması ve bitmesiyle beraber bir güven ortamı oluştu. Bu durum sektöre olumlu yansıdı. Bu yılın son çeyreğinde gelen kur dalgalanmaları, ani artışlar ise 2012 için biraz risk beklentisi yaratıyor. Bu durum dünya geneli için de aynı, ülkemiz için de…
Genç bir yönetici olarak, bir şirketin başarısının sürekliliği için yöneticide nasıl bir misyon olması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Kurumsal bir yapıda çalışırken yöneticinin sadece sorun çıkarmaması yeterlidir. Çünkü insanların iş tanımları ve yürütecekleri görevler bellidir. Yönetici böyle bir ortamda kontrol ve düzeni sağlayarak şirketin yönetimini sürdürebilir. Ancak bir KOBİ için veya sektöre yeni atılan ve ileri gitmek isteyen bir şirket için yöneticinin liderlik vasfı çok önemlidir. Çünkü, insanları daha ileriye doğru sürekli motive etmesi lazımdır. Tabi ki yine de en iyi aşçı elindeki malzeme kadardır. Beraber çalıştığınız insanların kaliteli ve iyi niyetli olması her şeyden daha önemlidir. Çünkü bazı insanlar vardır; yönetilmeye bile ihtiyaç duymazlar. En iyi şekilde daha da ileriye taşıyarak işlerini yaparlar. Her halükarda bir yöneticinin, şirketin devamlılığı ve daha iyi bir noktaya yükselmesi için liderlik vasfını taşıması ve çalışanları motive etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sektöre iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Daha önce de belirttiğim gibi, sektör olarak kalite yönetimi ve standartizasyonu daha öncelikli konumlandırmamız gerekiyor. Bu konulara önem verenlerin uzun vadede kazançlı çıkacağını düşünüyorum. Bir yatırım planlanırken bunların da plana dahil edilmesi gerekiyor. Zamanında dahil edilmediğinde sonradan sıkıntılara yol açıyor. Bu nedenle en doğrusu bir yatırım yapılırken kalite yönetimi, standartizasyon, iş güvenliği ve çevreyi koruma konusunda düzenli bir plan yapmaktır. Böylece mevzuatlara ve gerekliliklere uyum sağlamak zor almaz.
1981 yılında Ankara’da doğdum. Ortaokul ve liseyi Nişantaşı Anadolu Lisesi’nde bitirdim. Daha sonra İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldum. Kimya sektörüne bir firmanın ithalat departmanında görev alarak giriş yaptım. Bir süre inşaat sektöründe şantiye şefi olarak görev aldım. Sonrasına ise Safir Kimya ile beraber kimya sektörüne geri dönüş yaptım. İlk olarak İdari işler ve Dış Ticaret ile ilgili faaliyetler yürüttüm. Şu anda ise Safir Kimya’da Genel Müdür olarak kimya sektörüne hizmet vermeye devam ediyorum.
Safir Kimya’nın kuruluşundan bu yana gelişen süreci anlatabilir misiniz? Ne kadar süredir sektörde faaliyet göstermektesiniz?
Safir Kimya, daha önce aynı tesiste hizmet veren Safran Kimya’nın tesisini satın alarak sektöre giriş yaptı. Bir firma kültürü vardı zaten. Safran Kimya’dan alınan birikimle üç yıldır faaliyet gösteriyoruz. Tabi bu süreç içerisinde tesiste bir takım modernleşme ve revizyon çalışmaları yapıldı. Böylece, daha modern ve çağa daha uygun bir hizmet anlayışıyla kapasitemizi de artırarak sektöre hizmet vermeye devam ediyoruz.
Ürün ve ürün gruplarınızdan bahsedebilir misiniz? Hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz?
Ağırlıklı olarak tekstil sektörüne hitap ediyoruz. Bunun yanında deri, plastik ve kauçuk sektörüne de hizmet sağlıyoruz. Tesisimizde bütün polimerleri ve ester versiyonlarını üretebiliyoruz. Bundan dolayı ana kimyasal, genel kimyasal kapsamına girebilecek ürünleri de üretebilme olanağımız var. Polimerleri, poliüretanları, emülgatörleri tesisimizde üretebiliyoruz. Dolayısıyla buna ihtiyaç duyan bütün sektörler müşterimiz konumunda. Ama dediğim gibi ağırlıklı olarak tekstil sektörüne hitap ettiğimiz için esas üretim kalemimiz mikro ve makro emülsiyonları ve nano silikonlar.
İhracat faaliyetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? İhracat faaliyetlerinizi hangi ürünlerle gerçekleştiriyorsunuz?İhracatımızı ağırlıklı olarak Ortadoğu, Bangladeş ve Türkî Cumhuriyetler’e gerçekleştiriyoruz. Onun dışında yurtdışındaki fuarlarda katılımcı veya ziyaretçi olarak mutlaka yer almaya çalışıyoruz. İhracatı geliştirme faaliyetlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. İhracat faaliyetlerimizi silikon emülsiyonları ve nanosilikon ürünlerimiz ile gerçekleştiriyoruz.
Ortadoğu’da yaşanan olaylar ihracat faaliyetlerinizi etkiledi mi?
Özellikle Suriye ile olan son dönemdeki gelişmeler işleri az da olsa sekteye uğrattı. Ancak, ihracat faaliyetlerimiz sadece Ortadoğu’ya yönelik olmadığı için oradaki gerginlik bizi çok fazla etkilemedi diyebilirim.
İhracat gerçekleştirdiğiniz mevcut ülkeler dışında yeni hedef pazarlarınız var mı?
Rusya ve Ukrayna pazarını hedef olarak görüyoruz. Bu bölgelerde yeni ve modern üretim tesisleri yapılıyor.
Yeni projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Sektörle ilgili hedefimiz, şu anki pozisyonumuzun çok yukarısında. Öncelikle Çorlu’da yeni bir tesis kuracağız. Bu tesisin faaliyete geçmesindeki en büyük amaç, daha modern bir şekilde müşteriye teknik hizmet sağlamak ve ihtiyaçlarına göre, müşteri odaklı hizmet anlayışımızı geliştirerek devam ettirmektir. Şu an çalışmaları süren ürünlerimizin hepsi müşterilerimizin tekstil sektöründe kullandığı prosesleri kısaltmaya, enerji tasarrufu sağlamaya yöneliktir. Biz, fiyat rekabetinden çok kaliteli ve müşterilerimizin avantajlarını arttıracak şekilde rekabet etmeyi planlıyoruz. Müşterimizin zaten almakta olduğu ürünü daha ucuza verelim bizden al şeklinde değil; böyle bir ürünümüz var. Enerji ve iş gücünden tasarruf etme imkanı sağlıyoruz. Sizin için de faydalı bizim için de faydalı demeyi tercih ediyoruz. Yeni tesisimize geçmeden önce, ilk olarak Çevre Bakanlığı’na projemizi sunacağız. Projemizde çevre ve iş güvenliği ile ilgili bütün düzenlemeleri nasıl yapacağımızı anlatacağız. Bu proje onaylandıktan sonra tesisimizin inşaatına başlayacağız. Biliyorsunuz, tekstil sektörünün ağırlıklı müşterisi Avrupadır. Bu nedenle ürünlerimizin bütün Avrupa normlarına uygun olarak çevre dostu olması ve biyolojik çözünürlüğünün fazla olması gereklidir. Zaten yaşadığımız dünya için bu dikkat edilmesi gereken kuralları kapsıyor. Şu anda İstanbul 15 milyon nüfusa sahip ve üretim yapan tesislerin çoğu İstanbul havzasına yerleşmiş durumda. Bir kısmı Çorlu, Çerkezköy tarafında, bir kısmı Tuzla’da. Bu nedenle bütün üreticilere çevre konusunda duyarlı olmak için görev düşüyor. Biz üretirken çevre normlarına uygun üretmeliyiz. Tüketiciler de çevreye uyumlu ürünleri kullanmaya özen göstermeliler. Bu şekilde üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz.
Yeni kurulacak tesisinizin mevcut tesisinizden ne gibi farkları olacak?
Buradaki üretimimizin aylık 1500 ton kapasitesi var. Yeni tesisimize taşınırken bu oranı en az %50 arttırarak geçiş yapmak istiyoruz. Hedeflerimize doğru ilerlerken yer veya kapasite sorunu yaşamak istemiyoruz. Kapasitemizi arttırırken ürünlerimizin standardizasyonunu ve kapasitesini de arttırmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda alacağımız makine ve teçhizatları planlarken burada çalışan insanların sağlığını ve çevreye olan uyumunu da maksimum derecede önemsiyoruz.

Türkiye’deki tekstil kimyasalları sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülkemizde tekstil kimyasalları sektörü bilgi birikimi, üretim portföyü olarak Avrupa’nın çok gerisinde değil. Avrupa’daki birçok ürün Türkiye’de de üretilebiliyor. Yalnızca, sektörde
bir standardizasyon problemi var. Merdiven altı diye tabir edebileceğimiz çok sayıda firma, özellikle yurtdışında Türk firmaların imajını zedeleyecek biçimde standart dışı ürün piyasaya sürüyor. Sektördeki belli başlı firmalar ise dünyanın en üst düzey kalitesinde ürün üretip, teknik hizmeti ile birlikte müşteriye en güzel şekilde sunabiliyorlar. Dediğim gibi sadece standardizasyon eksiğimiz var. Sektörde bu tarz zararlı faaliyetler yürüten firmaları kendi içimizde ayırt edebilirsek dünyanın en iyisi olmamamız için bir sebep yok. Çünkü hem teknik bilgimiz var; hem de Türk insanı olarak kendi kabiliyetlerimizden ve özelliklerimizden ileri gelen bir elastikiyetimiz mevcut. Müşteriye uyumlu olarak çalışabilme, müşterinin ilgilerine hitap edebilme yeteneği Türk insanın önemli artılarıdır. İşte bunlara ek olarak tek yapmamız gereken kalite ve standardizasyon sağlayabilmek.
2011 yılını değerlendirebilir misiniz? Sektör ve firmanız için nasıl bir yıl geçirdiniz? Önümüzdeki yıl için neler öngörüyorsunuz?
Biz büyümekte olan bir firmayız. Sürekli olarak satışımızı arttırma hedefindeyiz ve bu yolda ilerliyoruz. Her geçen gün daha ileriye doğru gittiğimiz için 2011 yılının bir önceki seneye göre daha iyi olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde sektörün de bu yıl iyiye gittiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl biraz daha tedirgin geçmişti. Bu yıl seçimlerin yapılması ve bitmesiyle beraber bir güven ortamı oluştu. Bu durum sektöre olumlu yansıdı. Bu yılın son çeyreğinde gelen kur dalgalanmaları, ani artışlar ise 2012 için biraz risk beklentisi yaratıyor. Bu durum dünya geneli için de aynı, ülkemiz için de…
Genç bir yönetici olarak, bir şirketin başarısının sürekliliği için yöneticide nasıl bir misyon olması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Kurumsal bir yapıda çalışırken yöneticinin sadece sorun çıkarmaması yeterlidir. Çünkü insanların iş tanımları ve yürütecekleri görevler bellidir. Yönetici böyle bir ortamda kontrol ve düzeni sağlayarak şirketin yönetimini sürdürebilir. Ancak bir KOBİ için veya sektöre yeni atılan ve ileri gitmek isteyen bir şirket için yöneticinin liderlik vasfı çok önemlidir. Çünkü, insanları daha ileriye doğru sürekli motive etmesi lazımdır. Tabi ki yine de en iyi aşçı elindeki malzeme kadardır. Beraber çalıştığınız insanların kaliteli ve iyi niyetli olması her şeyden daha önemlidir. Çünkü bazı insanlar vardır; yönetilmeye bile ihtiyaç duymazlar. En iyi şekilde daha da ileriye taşıyarak işlerini yaparlar. Her halükarda bir yöneticinin, şirketin devamlılığı ve daha iyi bir noktaya yükselmesi için liderlik vasfını taşıması ve çalışanları motive etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sektöre iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Daha önce de belirttiğim gibi, sektör olarak kalite yönetimi ve standartizasyonu daha öncelikli konumlandırmamız gerekiyor. Bu konulara önem verenlerin uzun vadede kazançlı çıkacağını düşünüyorum. Bir yatırım planlanırken bunların da plana dahil edilmesi gerekiyor. Zamanında dahil edilmediğinde sonradan sıkıntılara yol açıyor. Bu nedenle en doğrusu bir yatırım yapılırken kalite yönetimi, standartizasyon, iş güvenliği ve çevreyi koruma konusunda düzenli bir plan yapmaktır. Böylece mevzuatlara ve gerekliliklere uyum sağlamak zor almaz.
